Yunus Emre Şiirleri

Bu sayfamızın içeriğinde : yunus emre şiirleri, yunus emre şiirleri bedava indir,
yunus emre şiirleri sözleri,
yunus emre şiirleri ve anlamları  yer almaktadır.

 

yunus emre şiirleri

ACEP BU BENİM HALİM

Acep bu benim canım, azat ola mı ya Rab
Yoksa yedi Tamu’da yana kala mı ya Rab

Acep bu benim halim, yer altında ahvalim
Varıp yatacak yerim, akrep dola mı ya Rab

Can hulkuma geldikte, Azrail’i gördükte
Ya canımı aldıkta, asan ola mı ya Rab

Dar oldu bana düzler, gice ile gündüzler
Dünyaya bakan gözler, didar göre mi ya Rab

Allah olucak Kadı, bizden ola mı razı
Görüp Habib’in bizi, şef’i ola mı ya Rab

Yunus kabre vardıkta, Münker Nekir geldikte
Bize sual ettikte, dilim döne mi ya Rab

 

ACEP N’OLA BENİM HALİM
Bir korku düştü canıma, acep n’ola benim halim
Derman olmaz ise bana, acep n’ola benim halim
Canım tenimden üzüle, gitmek yararı düzüle
Bu suret nakşı bozula, acep n’ola benim halim
Dünya donların soyucak, yuyucu tenim yuyucak
İletip kabre koyucak, acep n’ola benim halim
Eller gidip ben kalıcak, sinde yalnız olucak
Münkerle Nekir gelicek, acep n’ola benim halim
Ne ayak tuta, ne elim, ne aklım kala, ne bilim
Cevap vermez ise dilim, acep n’ola benim halim
Mezardan duru gelicek, hak terazi kurulacak
Amelimiz görülecek, acep n’ola benim halim
Miskin Yunus eydür sözü, kan yaş ile dolu gözü
Dergahına tutar yüzü, acep n’ola benim halim
ALLAH
Aşkın odu ciğerimi, yaka geldi, yaka gider
Garip başım bu sevdayı, çeke geldi çeke gider

Kar etti firak canıma, aşık oldum ol Sultana
Aşk zencirin dost boynuna, taka geldi, taka gider

Sadıklar durur sözüne, gayrı görünmez gözüne
Bu gözlerim Dost yüzüne, baka geldi, baka gider

Arada olmasın naşı, onulmaz bağrımın başı
Gözlerimin kanlı yaşı, aka geldi, aka gider

Bülbül eder ah ü figan, hasretle yandı bu can
Benim gönülcüğüm ey can, çıka geldi, çıka gider

Yunus söyler bu sözleri, efgan eder bülbülleri
Dost bağçesinde gülleri, koka geldi, koka gider

 

ALLAH SANA SUNDUM ELİM
Sensin kerim, sensin rahim, Allah sana sundum elim
Senden artık yoktur emin, Allah sana sundum elim

Ecel geldi vade erdi, bu ömrüm kadehi doldu
Kimdir ki içmeden kaldı, Allah sana sundum elim

Gözlerim göğe süzüldü, canım göğüsten üzüldü
Dilim tetiği bozuldu, Allah sana sundum elim

Üş biçildi kefen donum, Hazret’e yönelttim yönüm
Acep nice ola halim, Allah sana sundum elim

Urdular suyum ılıdı, kavim kardeş cümle geldi
Esen kalsın kavim kardeş, Allah sana sundum elim

Geldi salacam sarılır, dört yana sala verilir
El namazıma derilir, Allah sana sundum elim

Salacamı getirdiler, makberime yetirdiler
Halka olup oturdular, Allah sana sundum elim

Çün cenazeden şeştiler, üstüme toprak saçtılar
Hep koyubeni kaçtılar, Allah sana sundum elim

Yedi Tamu, sekiz Uçmak, her birinin vardır yolu
Her bir yolda yüzbin çarşı, Allah sana sundum elim

Geldi Münker ile Nekir, her birisi sordu bir dil
İlahi Sen cevap vergil, Allah sana sundum elim

Görün acep oldu zaman, gönülden eyleniz figan
Ölür çün anadan doğan, Allah sana sundum elim

Yunus tap uzat bu sözü, Allahına dutgıl yüzü
Didardan ayırma bizi, Allah sana sundum elim

 

ANDAN AYRI BUÇUK SAAT
Cümle alem terkin uram, ben Dost terkin urımazam
Andan ayrı buçuk saat, ben ansızın durumazam

Andan ayrı dirliğim, dirlik değildir benim
Koyam ol dirgüre beni, bu ölü dirgürimezem

Huri gelip eydür ise, gönlün bana vergil deyu
Dost’tan artık kimseye, ben gönlümü verimezem

Dost deyu geçti ömrüm, başarmadım Dost kulluğun
Koyam ol başara beni, ben hiç iş başarımazam

Bir gezden ol oldum, dahi benden ümit yoktur bana
Ben ol isem pes ol kani, bu sırra erimezem

Değmeler eydür Yunus’a, katlan bu gün yarın deyu
Ceht edüben bu günümü, yarına irgürimezem

 

ANLAMADAN EYLEDİK
Dilsizler haberini, kulaksız dinleyesi
Dilsiz kulaksız sözün, can gerek anlayası

Dinlemeden anladık, anlamadan eyledik
Gerçek erin bu yolda, yokluktur sermayesi

Biz sevdik aşık olduk, sevildik maşuk olduk
Her dem yeni dirlikte, sizden kim usanası

Yetmiş iki dil saçtı, araya sınır düştü
Evvel bakışı biz baktık, yermedik am-ü hası

Miskin Yunus ol veli, yerde gökte dopdolu
Her taş altında gizli, bin İmran oğlu Musi

 

AYRUK GERİ GELMEYESİN

Yok yere geçirdim günü, ah nideyim ömrüm seni
Geldin geçtin bilmedim, ah nideyim ömrüm seni

Seni bahaya almadım, anın çün kadrin bilmedim
Sana vefadar olmadım, ah nideyim ömrüm seni

Ömrüm ipi üzüleser, suret nakşı bozulasar
Hayrım şerrim yazılasar, ah nideyim ömrüm seni

Ayruk geri gelmeyesin, gelip beni bulmayasın
Bu devranı sürmeyesin, ah nideyim ömrüm seni

İşte koyup gidisersin, beni garip edisersin
Kara yere girisersin, ah nideyim ömrüm seni

Hani seninle olduğum, şad olubeni güldüğüm
Ya son ucu yad olduğum, ah nideyim ömrüm seni

Miskin Yunus gidisersin, acep sefer edisersin
Ettiklerin bulusarsın, ah nideyim ömrüm seni

 

AŞK BEZİRGANI
Aşk bezirganı, sermaye canı
Bahadır gördüm, cana kıyanı

Zehi bahadır can terkin urur
Kılıç mı keser himmet giyeni

Kamusun bir gör, kemterin er gör
Alu görmegil, palas giyeni

Tez çıkarırlar fevkal’ulaya
Bin İsa gibi dünya yakanı

Tez indirirler tahtesseraya
Bir Karun gibi dünya kovanı

Aşık olanın nişanı vardır
Melamet olur belli beyanı

Zühdüm var deyu ta’n eylemegil
Merdut ederler mağrur olanı

İlmim var deyu mağrur olmagil
Hak kabul etti kefen soyanı

Atlası kodu, abalar geydi
İbrahim Ethem Sırdan duyanı

Çün Mansur gördü, Ol benem dedi
Od’a yaktılar, işittik anı

Od’a yandırdın, külün savurdun
Öyle mi gerek Seni seveni

Zinhar ey Yunus, gördüm demegil
Od’a yakarlar gördüm deyeni

 

AŞK GELİCEK CÜMLE EKSİKLER BİTER
N’olur ise ko ki olsun n’olusar
Tek gönül Mevlayı bulsun n’olusar

Aşk denizi gene taşmış kan akar
Aşık-ı biçare dalsın n’olusar

Bu denize düşen ölür dediler
Ölür ise ko ki ölsün n’olusar

Aşk gelicek cümle eksikler biter
Bitmez ise ko ki kalsın n’olusar

Akıbet şol göze toprak dolusar
Bir gün öndün, ko ki dolsun n’olusar

Dünyanın mansıplariyle izzetin
Yunus kodu alan alsın n’olusar

 

AŞKIN İLE MEST OLALI
Aşkın şarabın içeli kandalığım bilmezem
Şöyle yavu kıldım beni, isteyuben bulumazam

Derya-vü umman olmuşam, gevherlere kan olmuşam
Hüsnünde hayran olmuşam, kendüzüme gelimezem

Zatına yol bulumadım, senden nişan alımadım
Çünki seni bilemedim, kulluğunu kılımazam

Yoluna basaldan kadem, varlığımı kıldım adem
Gözden ırılma sen bir dem ki sensiz ben olumazam

Adın dolalı ellere, senden nişan alımazam
Aşkın ile mest olalı, Cennet’lere kalımazam

Benim urup bünyadımı, Yunus yazaldan adımı
Kestim kamudan umudü, aşkından ayrılmazam

 

AŞKINA DÜŞEN KİŞİ
Dost Senin aşkın oku, key katı taştan geçer
Aşkına düşen kişi, can ile baştan geçer

Dün ü gün zar olur, aşkın ile yar olur
Derd-i seri Sen olsan, düğeli işten geçer

Ariflere bu dünya hayal ü düş gibidir
Kendini Sana veren hayal ü düşten geçer

Başında aklı olan, ücretle amel kılmaz
Hurilere aldanmaz, göz ile kaştan geçer

Bu dünyanın sevgisi, ağulu aşa benzer
Sonunu sayan kişi, ağulu aştan geçer

Gerçek aşık ol ola, can vermiye ol ive
Dost ile bazar için, nice bin baştan geçer

Miskin Yunus ol Dostu, hakikat seven kişi
Uzlet ihtiyar eder, yad-ü bilişten geçer

 

AŞKINA MUHAMMED’İN
Hak yarattı alemi, aşkına Muhammed’in
Ay ü günü yarattı, şevkine Muhammed’in

Ol! dedi oldu alem, yazıldı levh ü kalem
Okundu hatm-i kelam, şanına Muhammed’in

Hep Erenler geldiler, dergaha yüz sürdüler
Zikr-i tevhit ettiler, nuruna Muhammed’in

Veysel Karani kazandı, ahır yine özendi
Sekiz Uçmak bezendi, aşkına Muhammed’in

Ferişteler geldiler, saf saf olup durdular
Beş vakt namaz kıldılar, aşkına Muhammed’in

Havada uçan kuşlar, yaşarıp dağ ü taşlar
Yemiş verir ağaçlar, aşkına Muhammed’in

İmansızlar geldiler, andan iman aldılar
Beş vakt namaz kıldılar, aşkına Muhammed’in

Yunus kim ede methi, över Kur’an ayeti
An! vergil salavatı, aşkına Muhammed’in

 

AŞIK CANI ÖLMEYE
Ol can kaçan ölüser, Sen ana can olasın
Ölmüş gönül dirile, andaki Sen olasın

Ölmeği dirlik ola, ölmesiz dirlik bula
Ölmüş gönül dirile, andaki Sen olasın

Sen olduğun gönüller, her dem canın yeniler
Güç olmaz ol divanda, hakimi Sen olasın

Can bedenden uçucak, menziline göçücek
Ol cihana geçicek, göze ayan olasın

Tozunu yel almaya, bir zerre ırılmıya
Aşık canı ölmeye, maşuku Sen olasın

Yunus sen aşık isen, aşka muvafık isen
Korkma ulaşık isen, ne olursan olasın

 

AŞIK KİŞİ
Din ü millet sorar isen, aşıklara din ne hacet
Aşık kişi harap olur;bilmez ne din, ne diyanet

Aşıkların gönlü, gözü, maşuk depe gitmiş olur
Ayruk surette ne kalır, nice kılısar zühd ü taat

Taat kılan Uçmak için, din Tamu için
Ol ikiden fariğ olur, neye benzer bu işaret

Her kim Dost sever ise, Dosttan yana gitmek gerek
İşi gücü Dost olucak, cümle işten olur azat

Anın gibi Maşukanın haberin kim getirir
Cebrail mürsel sığmaz, şöyle olundu işaret

Soru hesap olmayısar dünya ahiret koyana
Münker ü Nekir ne sorar, terk olucak cümle murat

Havf ü reca gelmez anda, varlık yokluk bırakana
İlm ü amel sığmaz anda, ne terazi ne sırat

Ol kıyamet bazarında, her kula başı kaygısı
Yunus sen aşıklar ile hiç görmeyesin kıyamet

 

AŞIMA ZEHR-İ KATİL KATMIŞIM BEN
Bu ömrüm yok yere harc etmişim ben
Canım gör nice oda atmışım ben

Kimse kimesneye etmemiş ola
Anı kim kendime ben etmişim ben

Amelim rahtını, derdim götürdüm
Kamu assım, ziyana satmışım ben

Cihanda bir sınık saksıdan ötrü
Güherlerim ziyana satmışım ben

Amelim her ne ki varsa riyadır
Acep ihlası ne unutmuşum ben

Giceye eresini kimse bilmez
Tul-i emel başın uzatmışım ben

Dügeli ömrümü, harcına sürdüm
Ziyandan bellidir, ne utmuşum ben

Aguya bal deyu parmak uzattım
Aşıma zehr-i katil katmışım ben

Biçare Yunus’un çoktur günahı
Hakkın dergahına yüz tutmuşum ben

 

BANA BU TEN GEREKMEZ
Bana bu ten gerekmez can gerektir
Ol baki Cennet’e iman gerektir

Zehi mürşit ki bizi Hakk’a iltür
Aşık canı ana kurban gerektir

Bular hot geçti Uçmak arzusundan
Didar göstermeye Sultan gerektir

N’iderim Uçmağı yahut huriyi
Bana dergahına seyran gerektir

Eğer Muhammed’e ümmet olursan
Dilinde zikr ile Kur’an gerektir

Namaz ü vird ü tesbih, zikr ü Kur’an
İnayet bunlara Hak’tan gerektir

Hakikat şerbetin içen aşıklar
Başı açık, teni uryan gerektir

Aşık Yunus bu sırrı anlayanın
Ciğeri büryan, gözü giryan gerektir

 

BANA SENİ GEREK SENİ

Aşkın aldı benden beni, bana seni gerek seni
Ben yanarım dün ü günü, bana seni gerek seni

Ne varlığa sevinirim, ne yokluğa yerinirim
Aşkın ile avunurum, bana seni gerek seni

Aşkın aşıkları öldürür, aşk denizine daldırır
Tecelli ile doldurur, bana seni gerek seni

Aşkın şarabından içem, Mecnun olup dağa düşem
Sensin dün ü gün endişem, bana seni gerek seni

Sofilere sohbet gerek, Ahilere Ahret gerek
Mecnunlara Leyli gerek, bana seni gerek seni

Eğer beni öldüreler, külüm göke savuralar
Toprağım anda çağıra, bana seni gerek seni

Cennet Cennet dedikleri birkaç köşkle birkaç huri
İsteyene ver sen anı, bana seni gerek seni

Yunus’dürür benim adım, gün geçtikçe artar odum
İki cihanda maksudum, bana seni gerek seni

 

BAŞTAN AYAĞA YAREYİM
Ben Dost ile dost olmuşam, kimseler dost olmaz bana
Münkirler bakar gülüşür, selam dahi vermez bana

Ben Dost ile dost olayım, canımı feda kılayım
Ölmezden öndün öleyim, dünya baki kalmaz bana

Terkeyledim kamu işi, Hak yoluna kodum başı
Dost yüzünü göriceğiz, sabr ü karar olmaz bana

Kimseler bilmez halimi, aşk odu yaktı canımı
Seçmezem soldan sağımı, namüs ü ar olmaz bana

Ben bir aşık-ı bi çareyim, baştan ayağa yareyim
Ben bir deli divaneyim, aklım da yar olmaz bana

Sanırlar beni deliyim, Dost bağçesi bülbülüyüm
Mevlanın kemter kuluyum, kimse baha saymaz bana

Bülbül oluben öterim, Dost bağçesinde biterim
Gül alırım, gül satarım, bağ-ban olmaz bana

Ey biçare Yunus senin, aşk oduna yandı canın
Yana yana Dost’a giderin, perde hicap olmaz bana

 

BENİ İRŞAT EDEN
Ağla gözüm ağla, gülmezem ayruk
Gönül dosta gider, gelmezem ayruk

Ne gam bunda bana, bin gez ölürsem
Anda ölüm olmaz, ölmezem ayruk

Yansın canım, yansın aşkın oduna
Aksın kanlı yaşım aksın, silmezem ayruk

Göyündüm aşk ile, ta kül olunca
Boyandım rengine, solmazam ayruk

Beni irşat eden mürşid-i kamil
Yeter, bir el almazam ayruk

Varlığım yokluğa denişmişem ben,
Bugün, cana, başa kalmazam ayruk

Fenadan bekaya göç eyler olduk
Yüneldim şol yola, dönmezem ayruk

Muhabbet bahrinin gavvası oldum,
Gerekmez, Ceyhuna dalmazam ayruk

Dilerim fazlından ayırmayasın
Hocam, senden özge sevmezem ayruk

Söyler aşık dilinden bunları Yunus
Eğer aşık isem, ölmezem ayruk

 

BUNCA VARLIK VAR İKEN
Kemdürür yoksulluktan nicelerin varlığı
Bunca varlık iken, gitmez gönül darlığı

Batmış dünya malına, bakmaz ölüm haline
Ermiş Karun malına, zehi iş düşvarlığı

Bu dünya kime kaldı, kimi berduhar kıldı
Süleyman’a olmadı, anın berhurdarlığı

Süleyman zembil ördü, kendi emeğin yerdi
Anınla buldular anlar Peygamberliği

Gel imdi Miskin Yunus, nen var Hakk’ka harc eyle
Gördün elinden gider, bu dünyanın varlığı

 

BİR İLE BİR OL

Bu sırrı ne bilsin usanlar, uyalar
Ne varsın bu yola azıksız yayalar

N’olaydı ben onu görsem bu göz ile
Ne doysun bu gözler, doymaz kayalar

Aşıklar elinde, diken yok gülünde
Cevher çok gölünde dalanlar bulalar

Geliniz varalım, Yusuf’u görelim
Yüzünün nurundan, bin açlar doyalar

Yunus sen bir olgil, bir ile bir olgil
Bir olan aşıklar, bu sırdan duyalar

 

CANLAR CANINI BULDUM
Canlar canını buldum, bu canım yağma olsun
Assın ziyandan geçtim, dükkanım yağma olsun

Ben benliğimden geçtim, gözüm hicabın açtım
Dost vaslına eriştim, gümanım yağma olsun

İkilikten usandım, birlik hanına kandım
Derd-i şarabın içtim, dermanım yağma olsun

Varlık çün sefer kıldı, Dost andan bize geldi
Viran gönül hurd oldu, cihanım yağma olsun

Geçtim bitmez sağınçtan, usandım yaz ü kıştan
Bostanlar başın buldum, bostanım yağma olsun

Yunus ne hoş demişsin, bal ü şeker yemişsin
Ballar balını buldum, kovanım yağma olsun

 

CENNETTEN İLERİ
Sensiz yola girer isem, çarem yok adım atmağa
Gövdemde kuvvetim Sensin, başım götürüp gitmeğe

Gönlüm, canım, aklım, bilim, Seninle karar eder
Can kanadı sevi gerek, uçuben Dost’a gitmeğe

Kendiliğinden geçeni, doğan eder Maşuk anı
Ördeğe, kekliğe salar, süre, irüben tutmağa

Bin Hamza’ca kuvvet vermiş, kadir Çalap aşk erine
Dağları yolundan ırar, kast eder Dost’a gitmeğe

Yüz bin Ferhat, külüng almış kazar dağlar temelini
Kayalar kesip yol eder, ab-hayat akıtmağa

Ab-ı hayatın çesmesi, aşıkların visalidir
Kadehi dolu yürütür, susamışları yakmağa

Aşık mı derim ben ana, Tanrı’nın Uçmağın seve
Uçmak hot bit tuzaktır, eblehler canın tutmağa

Aşık olan miskin olur, hak yoluna teslim olur
Her ne dersen boyun tutar, çare yok gönül yıkmağa

Hakk’ın gerçek aşıkları, istemezler Cennet’leri
Cennet’ten ileri gider, ol makamın tutmağa

Bildik gelenler geçtiler, gördük konanlar göçtüler
Aşk şarabın içen canlar, uymaz göçmeğe, konmağa

Tutulmadı Yunus canı, geçti Tamu’dan, Uçmak’tan
Yola düşüp Dost’a gider, ol aslına uyakmağa

 

HURİ İLE GILMANI

Ben dervişim deyene, bir ün edesim gelir
Seğirdüben sesine, varıp yetesim gelir

Sırat kıldan incedir, kılıçtan keskincedir
Varıp anın üstüne, evler yapasım gelir

Altında gayya vardır, içi nar ile pürdür
Varuben ol gölgede, biraz yatasım gelir

O da gölgedir deyu, ta’n eylemen hocalar
Hatırımız hoş olsun, biraz yanasım gelir

Ben günahımca yanam, rahmet suyunda yunam
İki kanat takınam, biraz uçasım gelir

Andan Cennete varam, Cennette huriler görem
Huri ile gılmanı, bir bir koçasım gelir

Derviş Yunus bu sözü, eğri büğrü söyleme
Seni sigaya çeker, bir Molla Kasım gelir

 

MUHAMMED
Canım kurban olsun Senin yoluna
Adı güzel, kendi güzel Muhammed
Şefaat eyle bu kemter kuluna
Adı güzel, kendi güzel Muhammed

Mümin olanların çoktur cefası
Ahirette olur zevk ü safası
On sekiz bin alemin Mustafa’sı
Adı güzel, kendi güzel Muhammed

Yedi gökleri seyran eyleyen
Kürsi’nin üstünde cevlan eyleyen
Miraçta ümmetini dileyen
Adı güzel, kendi güzel Muhammed

Aşık Yunus n’eder dünyayı Sensiz
Sen Hak Peygambersin şeksiz, gümansız
Sana uymıyanlar gider imansız
Adı güzel, kendi güzel Muhammed

 

YUSUF BULUNUR KEN’AN BULUNMAZ
Bir ne derttir ana derman bulunmaz
Ya bu ne yaredir zahmı belirmez

Yitürdüm Yusuf’um Ken’an elinde
Yusuf’um bulundu, Ken’an bulunmaz

Beyim arif isen, var sen yolunca
Bunda başlar yiter, kanlar sorulmaz

Manisiz kişiden hiç nesne gelmez
Kovası yok kuyudan su çekilmez

Kuyu cismindürür mani kovası
Çekerler kovayı suyu belirmez

Erenler kapısı, mürüvvet kapısı
Sıtk ile gelenler, mahrum gülünmez

Yunus bu manide gark oldu gitti
Geri gelmekliğe aklı belirmez

 

OL SAHİB-İ KUR’AN BENEM
Ol kadir-i kün feyekün, lütf edici Sübhan benem
Kesmeden rızkını veren, cümlelere Sultan benem

Nutfeden adem yaratan, yumurtadan kuş türeten
Kudret dilini söyleten, zikr eyleten Sübhan benem

Kimisini zahit kılan, kimisine füsk işleten
Ayıplarını örtücü, ol delil ü bürhan benem

Benem ebet, benem beka, ol kadir-i hak mutlaka
Yarın hızır ola saka, anı kılan gufran benem

Ete;deri sügük çatan, ten perdelerini tutan
Kudret işim çoktur benim, hem zahir ü ayan benem

Hem batınem hem zahirem, hem evvelem, hem ahırem
Bu cümlesini yaratıp, tertip eden Yezdan benem

Yoktur anda tercüman, andaki iş bana ayan
Bin bir adı vardır Yunus, ol sahib-i Kur’an benem

 

ŞOL CENNET’İN IRMAKLARI
Şol cennet’in ırmakları
Akar Allah deyu deyu
Çıkmış İslam bülbülleri
Öter Allah deyu deyu

Salınır Tüba dalları
Kur’an okur hem dilleri
Cennet bağının gülleri
Kokar Allah deyu deyu

Kimi yiyip kimi içer
Hep melekler rahmet saçar
İdris Nebi hulle biçer
Biçer Allah deyu deyu

Altındadır direkleri
Gümüştendir yaprakları
Uzandıkça budakları
Biter Allah deyu deyu

Aydan arıdır yüzleri
Misk ü amberdir sözleri
Cennet’te huri kızları
Gezer Allah deyu deyu

Hakka aşık olan kişi
Akar gözlerinin yaşı
Pür nur olur içi dışı
Söyler Allah deyu deyu

Ne dilersen Hak’tan dile
Kılavuzla gir doğru yola
Bülbül aşık olmuş güle
Öter Allah deyu deyu

Açıldı gökler kapısı
Rahmetle doldu hepisi
Sekiz cennet’in kapısı
Açılır Allah deyu deyu

Rıdvan-dürür kapı açan
İdris-dürür hülle biçen
Kevser şarabını içen
Kanar Allah deyu deyu

Miskin Yunus var Yarına
Koma bu günü yarına
Yarın Hakk’ın divanına
Varam Allah deyu deyu

 
ŞOL GÖZ Kİ SENİ GÖRDÜ
Şol göz ki Seni gördü, ol neye nazar etsin
Şol can ki Seni duydu, tende ne karar etsin

Aşkına düşen aşık, derdine yanar dün gün
Vaslındır ana derman, hekim ne tımar etsin

Aşkın ezeli Hacem, yoklukta komuş varın
Bu remzi duyan aşık, yokluğu şikar etsin

Sen bir gani sultansın, canlar içinde cansın
Vasfın kaleme gelmez, dil kanda şümar etsin

Gerçek Şaha kul olan, gönlünü Sana veren
Seni kendinde bulan, kanceru sefer etsin

Bu çeşniyi tadana, kim ne vereler kana
Derdine düşen cana, hekim ne tımar etsin

Bu sırrı duyan kani, ger aşık ise canı
Açıldı gevher kanı, alana haber etsin

Çün aşkın ola emelim, sürüle gönülden gamım
Vaslına eren bir dem, bin canı nisar etsin

İmdi ki Yunus kalmış Hazret’e yüzü kara
Bir nesnesi yok müflis, neyile bazar etsin

 

ŞÖYLE SANIRLAR BENİ
Sofuyum halk içinde tesbih elimden gitmez
Dilim marifet söyler, gönlüm hiç kabul etmez

Boynumda icazetim, riya ile taatim
Edişem ayruk yerde, gözüm yolum gözetmez

Hoş dervişem sabrım yok, dilimde ezkarım çok
Kulağımdan gireni, hergiz içim işitmez

Görenler elim öper tac ü hırkama bakar
Şöylece sanırlar beni zerrece günah etmez

Taşımda ibadetim, sohbetim hoş taatim
İç pazara gelince, bin yıllık ayyar etmez

Dışım derviş, içim boş, dilim tatlı, sözüm hoş
İlla ben ettiğimi, dinin denşüren etmez

Görenler sofu sanır, selam verir utanır
Anca iş koparaydım, el erüben güç yetmez

Söylersem marifeti saluslanırım kati
Miskinliğe dönmeğe, gönlümden kibir gitmez

Yunus eksikliğini Çalabına arzeyle
Anın keremi çoktur, sen ettiğin ol etmez

 

PAYLAŞ

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın