Terekeme Sözleri Fıkraları Türküleri

Bu sayfamızın İçeriğinde :karapapak terekeme sözleri, terekeme türküleri sözleri, terekeme fıkraları Yer Almaktadır.

terekeme sözleri

Karapapak Terekeme Sözleri

Agoz :Sabanın açtığı iz:Sabanın açtığı iz
Ağa: Büyük erkek kardeş, Ağabey::
Ağartı: Yağ, peynir, süt yoğurt gibi yiyeceklerin genel adı::
AĞBUN :Gübre:Gübre
Ağıl: Hayvanların dışarıda kapatıldığı yer:
Ağırsak Teşinin üst kesiminde çengelli olan yuvarlak parça:
Ahan İşte, burada:
Ahırı: Sonu:
AKHORA :Yakın bir yer:Yakın bir yer
Akuçka Pencere:
ALAF: Hayvanlara verilen yem, Alaflamak-Yemlemek:
Alaf: Kışlık için hazırlanan hayvan yemi. Ot Saman:
Alha: Hele gör:
AMANAT: Geçici olarak yapılmış, bozulabilir:
ANDIR:Uğursuz şey:
Andıra Kalsın: Uğursuz olan şeylerin sonu gelsin:
Anık Yeterince mayalanmamış ekmek hamuru:
ARHEYİN: Rahat,gamsız:
Asaca Yıkımak: Başını önden yıkamak:
Atol: Patatese benzer fındık büyüklüğünde kök:
Avlu: Odaların önüne yapılan koridor:
Axbun: Gübre:
Axee: Eyvah anlamında olan sözcük:
Axır: Son, insanı son:
Axırın gele: Sonun gele, ölesin:
Axur: Hayvenlerin konulduğu yer. Ahır:
Ayar: Atın sırtına vurulan eğer:
Ayvan: Eyvan Balkon, evlerin önüne yapılan örtme:
Azgun: Şimarık:
B:
Baca: Evlerin üst kısmını konulan küçük pencere:
BAÇ ETMEK:Öpmek:
BADİYE :Geniş ağızlı tas:Geniş ağızlı tas
Badval: Ambarın bir çeşidi:
Baga,Pege: Ahırda hayvanlara ot ve samanın verildiği tahta bölme:
BALACA: Küçük :
Barç Etmek: Seslice şapırdatarak öpmek:
BASMA: Hayvan gübresinin tezek yapmak için biriktirilip düzleştirildiği yer…:
Beç: Biraz geri zekalı anlamında, safca:
BED:Çirkin:
BEDASIL:Soysuz:
Bednar: Bir çeşit çıban yarası:
Bege: Ahırda ot ve samının konulduğu yer.:
BEL: Kürek:
Belli: Bilinen:
Beng: Ben, hal, insan vücudunda ki siyah lekeler:
Berf: Kar:
Besmi: Bir isim:
BEYABUR:Rezil:Rezil
BEYE: Hayvanların yemliği:
Bıçğı, Bışxı: Testere:
BILDIR: Geçen yıl:
Bınıvız: Sinsi:
bırakılmış tarla:
Bışkol: Koyun pişliği:
BİBİ:Hala :Hala
Biçin: Tırpanla biçilmiş ot ya da ekin:
Bidibidi Az, az ufak ufak:
BİJLİ:Sivri :Sivri
Bişi: Yağ içinde kızartılarak yapılan ekmek::
Bişka: Kibrit::
BİTİG:Köpek yavrusu:Köpek yavrusu
BİZDİ:Sivri:
Boğozlu: Obur.çok yemek yiyen:
Bölme: Büyük tepsi:
BUDAMAK: DÖVMEK:
Buğari, puxari: Evlerin üstündeki duman çıkan baca:
Buluz: Elbise:
Büzdük: Kalça:
C:
Cadi: Yağcı, insanlara yağ yakan kimse:
Cağ: Şiş ya da mil:
Camuş: Manda:
Cancur: Bir tür küçük erik:
CANCUR:Erik:
Cazigudiyan: Yağcı ya da şeytan:
CEHRE: İp eğirmek için kullanılan alet:
CEMDEĞH: Beden:
CEMSE:Askeri araç konvoyu:Askeri araç konvoyu
Cıcık: Güzel::
Cığız: Oyun bozan Cığıza cur bahane::
Cılcıbıl Çırıl- Çıplak::
CIRBAĞA: Yaramaz, ufak tefek erkek çocuk::
Cırcır: Fermuar::
CIRILMAĞH: Yırtılmak, (Yemekten cırılmağh-çok yemek yemek)::
CIRMAĞH: Yırtmak::
Cırnağ: Tırnak::
Cırnak Kuşların ayak parmak ucu::
CİCE:Büyük Abla:Büyük Abla
Cici bici Süslü, püslü::
CİCİP:Ağız kenarında ve yüzde çıkan yaralar:Ağız kenarında ve yüzde çıkan yaralar
CİCLOBA :Arpacık:Arpacık
Cigerakraba: Enyakın akraba::
Cillenmek Toprağın yeşillenmesi::
Cinav: Kamçı ya da bir ot çeşidi::
CİNCAR:Isırgan Otu :Isırgan Otu
CİNCAR:Isırgan Otu::
CİNDAL:Kedi Yavrusu:Kedi Yavrusu
CİRTAKOZ:Deli:Deli
CİZLAVET: Lastik ayakkabı::
Coc: Bataklık,::
COPLANMAK:Şişmek:Şişmek
CUCUL:Civciv :Civciv
Cucul: Civciv, ::
CUGA(CULLUK):Hindi::
Culuk: Hindi::
Cur: Çocuk oyunlarında oyun bazmak::
CÜCÜK: Yavru kaz, hindi:
Ç:
ÇAĞILDAMAK:Gülmek
ÇALĞI: Çalı ile yapılmış, odun saplı süpürge:
Çar: Bir tür bez çarşaf:
Çaynik: Çaydanlık:
ÇAYNİK: Çaydanlık:
Çeçil: Tel peyniri:
Çemirlemek: Gömlek kolunu katlayarak çevirmek:
ÇENGEL: Çatal:
Çengel: Kargaburnu Çatal:
ÇENKÜRMEK:Küçük Köpeğin Havlaması
ÇEPER: Taş duvar:
ÇIKMAK:Yırtmak
Çırılçıplak :
Çigelek: Yaban çileği:
ÇİĞELEM: Yabani çilek:
ÇİMMEK:Banyo yapmak
Çimmek: Yıkanmak, banyo yapmak:
ÇİMMEK:Banyo yapmak:
ÇİNÇAVAT :Varyemez, cimri
ÇİRNAĞ:Tırnak
ÇİRNAĞ:Tırnak:
Çit: Kadın baş örtüsü:
Çor: Sinirli bir zamanda söylenilen söz:
Çorax: Verimsiz:
D:
Dabak: Bir hayvan hastalığı:
Dadax: Ağabey, Kardeş:
Dadda: Çocuk maması:
Damçı: Damla:
DAŞGÖZER: Bulgur yapılırken kullanılan taşlar:
Davar: Koyun:
davranmak,Koşmak:
De hayde: Çabukça gel:
Degenek: Sopa, çubuk:
Değirmi: Yuvarlak:
DEĞİRMİ: Yuvarlak şekilli :
Demiray: Bir tür yara, egzama:
Derekep: Derhal, hemen:
Desinler için: Gösteriş olsun diye:
DEYHORA :Uzağı tarif eden işaret zamiri
DIBILGA: Yün çırpmak amacı ile kullanılan ince çubuk:
DILDIBIL:Çırılçıplak
DILDIBIL::
Dıldıbıl: Çırılçıplak:
DILLO:Hafifmeşrep
Dınaz etmek: Alay etmek:
Dınaz: Alay:
DINAZA :Alay etme
DINDILI: Küçük:
Diksinmek: Tiksinmek:
Dilimizdeki Bilinmeyenler:
Dillo: Ketenden örülmüş çuval:
Dolamaç: Dönemeç:
Dolap: Büyük su değirmeni:
Dolça: Maşrapa:
DOLÇA: Su ve Ayran içmek için kullanılan kupa:
DOY DOY:Güvercin
Doydoy: Güvercin:
Dummak: Suya dalmak:
Düge: Düve:
Düğmeç: Ekmek ve yağla yapılan bir çeşit yamak, ekmek aşı:
E:
Eebele gel: İşte böyle bu yana gel:
Efsene: Saf insan:
EFSENE: Saf, sarsak:
Eğiş Teknede hamur kazıyan, kazıyacak :
EĞİŞ: Tandırdan ekmek çıkarmak için kullanılan demirden alet:
Ekmek aşı: Düğmeç:
Ele deme: Öyle söyleme:
ENDEZE OLMAK:Oyalanmak
Endeze olmak: Oyalanmak:
Eqgo: Nene, ana anlamında:
Erek: Orman içinde ki açıklık alan:
Eringen: Tembel, üşenen:
Eseslice: Esaslıca:
Eşgere Açık , alenen:
Evlek: Tarla sürümünde pulluğun açtığı iz:
Eze Teyze:
F:
Fanti: İskambil :
FARS:Kötü rezil kadin
Ferik: Henüz yumurtlamamış tavuk, Piliç:
Fırtık: Sümük:
Fırtıklı: Sümüklü:
FIRTTIĞH: Sümük:
Fışğı: Tezeğin ufalanmış şekli:
Fitoz: Sevimli:
Fizahlanmak: Bağırmak, ağlamak:
Fizzah: Bağırmak:
FURĞUN:Öküz Arabası
FURĞUN: Kağnı benzeri ot taşıma aracı:
Furuç: Armat kurusu:
G:
Gada: Dert, bela:
Gadan alem: Dertlerini ben üstüme alayım:
GAGAÇ:İnce Kurumuş Ot
Gagaç: Kurumuş otlara verilen ad:
GAGAL:Göz
Gağ: Meyve kurusu:
GAJ GÖZ:Çakır göz
Gakka: Çocuk dilinde şeker:
GALAĞ: Tezek, yappa veya tetan yığını:
GALAK:Tezek Yığını
Galak: Tezek yığını:
GALAMAK:Yakmak
Galet: Bisküvi:
Ganayahlı: Kadın ya da kız için söylenilen bir söz:
Ganfet: Akide Şekeri:
GANPET:Şeker:
GARABAN:Köy evinin girişi
GARAVUL :Bekçi
Garo: Eski anbar:
Garonun yokuşu: Ambar yokuşu:
GAŞGA:At Arabası
Gaşka: At Arabası:
GATAKLAMAK:Kovma, Uzaklaştırma
Gav: Kil, toprak:
Gavçe: Çengel:
GAYGANAĞH: Omlet:
Gayğana: Sahanda yumurta:
Gecen xere kalsın: İyi geceler:
Gedek: Manda yavrusu:
Gejjo: Aptal, bilinçsiz:
Gem: Döven:
GEŞLENMEK:Donmak,Üşümek
Geven: Dikenli derelerde olan bitki:
GHAP: Ölçerek süt alışverişi yapma:
GHIZEYH: Kızak (kaymak için kullanılan araç):
Gıdella: Küçük sepet:
Gıdıl: Küçük:
GIDİK:Oğlak
GIGIL YÜZLÜ:Yüz yapısı küçük olan kimseler için söylenir
GIJGIRMAK:Yoğurdun ekşimesi
GIJGIRMAK:Ekşime:
GIJİK:Kıvırcık saç
Gıjjik: Kıvırcık saç:
GIJO:Kozalak
Gımı Atol denen bitkinin uzanmış sapı:
Gımı gıçlı İnce bacaklı:
Gınco: Zayıf, çelimsiz:
Gırgal: Hayvanları bağlamak için ağaçtan yapılmış boyun bağı:
GIRGAL: İnekleri bağlamak için kullanılan Paluttan u şeklinde boyunluk:
Gırnap: Sağlam ip:
GİDİL:Küçük
Gizenguggi: Saklambaç oyunu:
GİZLENGUGİ:Saklambaç
Gobbal: Büyük burun:
Gobbuz: Yumruk:
GOCİK:Kaban
Gocik: Kaban:
God: Bir ağırlık ölçüsü:
GODA:Büyük zar
Godda: Büyük zar, makara:
GODET:Süpürge sapı
Godik: Manda yavrusu:
GOLLO: Kuyruğu kesik hayvan:
GOLOP:Ağaçtan yapılmış yoğurt kapı
Golopi: Tahtadan yapılmış sitil:
GOMBA DÖNMEK:Takla atmak
GONCİK:Çam Ağacının Çürümeyen Kökü
GOPPAL:Büyük burun
Gor: Mezar:
Gorbagor: Toplu mezar:
Gorhana: Mezarlık:
Gorluk: Cenaze için saklanan para:
GORUĞÇU:Kır Bekçisi
GORUĞÇU:Bekçi:
Goruhçu: Kır bekçisi:
GOTİK:Manda Yavrusu
GOYUT: Buğdayı iki taşın arasında ezerek yapılan un:
Gozo: Biçimsiz, düzeni bozuk:
GÖDEK: Kısa:
Göze: Pınarın suyunun çıktığı yer:
GUDİK:Küçük Köpek
Gudik: Enik, köpek yavrusu:
GUDİK:Küçük Köpek:
Guli: Hindi:
GULLEP:Menteşe
GUNÇUL:Uç
GUNİT: Kamçı:
Gurban: Bir isim:
Gurduşka: Kadınların giydiği bir çeşit gömlek:
GURGUL: Koyun dışkısı:
Gurra,Gurre: Kendini beğenmiş:
GURUĞ TAVUK:Anaç tavuk
GUŞGANA:Tencere
Guşhana: Tencere:
GUZUK:Kambur
Guzzik: Kambur:
Güman etmek: Umut etmek:
Güman: Umut:
GÜZGİ:Ayna
ĞUĞUN:Ağlama
H:
Hacillenmek: Yaptığına pişman olmak:
Hal: Siyah ben:
HALA:Teyze :
Hamarat: Becerikli:
HANCARI: Nasıl:
Harbi: Doğru:
Harbutlamak: Sıcak su ile soğuk suyu karıştırmak:
Hardahurda: Kırık ya da döküntü:
Harğ: Ark, su kanalı:
HARMUTLAMAK:Suyu ılıtmak
HARO:Kiler,ambar
Haro: Ambar ya da samanlık içinde ki bölme:
HAROS:Nadasa bırakılmış tarla
Haros: Ekilmemiş tarla:
HAROS:Nadasa:
Hasıllama: Yoğurmak:
Hedik: Haşlanmış buğday, diş hediği:
HELEHTEN SALMAK: Yormak:
Helek olmak: Yorgun düşmek:
Helek: Yorgun:
HELHEL :Havai kimse
Hengel: Mantı:
HERG:Sürülmüş Tarla
HERİK:Sürülmüş:
Herk: Sürülmüş tarla:
HERSLENMEK:Sinirlenmek
Herslenmek: Sinirlenmek:
HERSLENMEK:Sinirlenme:
HERZAL:Tekerleksiz el arabası
Hetircek: Ocak taşları üzerine, yemek pişirmek için konulan demir çubuk:
Hevenk: Kara batmamak için ayağa giyilen geniş ayakkabı:
Heyat,hayat: Bahçe:
HINGILIM ATMAK:Gereksiz hareket ve işler
Hırkal: Mantı:
HIRZEL: Hayvan gübresini basmaya taşımak için kullanılan 4 kollu:
HIŞIR: Dolu:
Hışt: Çivili köpek tasması:
Hızan: İş bilmeyen:
Himm: Bina yapımı için kazılan temel:
Hodak: Öküzün boyunduruğuna binen ve öküzleri süren çocuk:
HODAK:Tarlaları sürmek için koşulan öküzlerin boyunduruğunda :
Hop, xop: Sabanın demir olan ucu:
HOYLU: Havlu:
Hozan: Biçilmiş tarlanın birdiyer adı:
HÜNDÜR: Yüksek:
İ:
İRBET: Çirkin:
İskat: Ölünün arkasından günahına karşılık verilen para:
İSTEKAN: Bardak :
İstikan: Çay bardağı:
İSTOL:Yer sandalyesi
İSTOL:Sandalye:
İŞKAP:Dolap:
İşkınlanmak: Filiz vermek:
İşkirlenmek: Şüphelenmek:
İşmar: İşaret etmek :
İtelemek: İtmek:
JUJUN :Tatlı kaşıntı
K:
KAFTAR: İhtiyar:
Kanfet: Akide şekeri:
Kargun: Yazın karların erimesiyle oluşan sel:
Kart: Yeşil çimenlik ama sert olan yer:
KARTOL:Patates :
KARTOPU:Patates
Kaşka: Ağaçtan yapılmış el arabası, küçük araba:
KAVÇAL:Uzun çene
Kayış: Kemer:
Kebani: Ev işlerinde hamarat olan kadın:
Kefterkuski: Hortlak:
KERENTİ: Tırpan:
Kerme: Koyan pisliginden yapılan tezek:
KERME: Koyun Basması:
KERSEN:Hamur teknesi
KERSEN :Hamur teknesi
KERSEN:Hamur:
Kerti: Bayat:
KERTİ: Bayat:
Kınnap: İnce dayanıklı ip:
Kırlent: Sekilere konulan yastık:
Kidik: Keçi yavrusu:
Kirtil: Kısa ve oldukça sert ot:
Kitmir: Küçük:
Kodik: Manda yavrusu:
Kolik: Boynuzu olmayanan hayvanlara denir:
Kollik: Kuyruğu kesilmiş hayvan:
KOLOPA :İçi oyulmuş kap
KOM: Bir çeşit ahır:
KOR ARABA:Kağnı
Kor: Kör:
Koraraba: Kağnı:
Korberevi: Önünü görmeyen:
Koroğlu: Köroğlu:
Koşat: Binalarda yük taşıyan kalın ağaç :
Kotan: Pulluk:
KOTAN: Pulluk:
KOTETE:Tabure
Kozik: Ahırda danaların kapatıldığı yer:
KÖÇMEK:Evlenmek
KÖÇMEK:Evlenmek taşınmak:
KÖMBE:Sütlü ekmak:
Köynek: Gömlek:
Kudik: Küçük köpek, Enik:
Kullik: Bere:
Kulun: Kısrakların yavrusu:
Kunkul: Omuz:
Kurig: Kısrakların yeni kulunu tay:
Kurun, Kürün: Ağaçtan oyularak yapılan su kabı:
KUŞGANA:Tencere:
Kuşkana: Küçük tencere:
Kuzzik: Kambur:
Külek: Ağzı geniş, altı dar su kabı:
Küllah: Böğürtlen:
Külül, Külür: Yabani bezelye:
KÜSGİ :Ağaç sırık
Küski: Kaldıraç Söz sözün küsküsüdür:
Kütan: Kotan,Pulluk:
Küze: Su kabı:
L:
Laçin: Doğan:
Lallo: Konuşamayan, lal:
LAPATGA: Kürek:
Laz: Karadenizliye denilir:
Lazo: Oy Karadenizli:
LAZUT:Mısır
Lazut: Mısır:
Leçek: Beyaz renkli başörtüsü:
Lelê: Ana, bakıcı:
Lenger: Geniş ve derin leğen:
LEPİĞH: Yassı, plaka halinde taş:
LEYAKIL DÜŞMEK:Yorgun düşmek
Lezgi: Halk müziğinde bir makam adı. İsim, bir aşık adı:
LIBBIZ:Parasız, Züğürt
Lıbbız: Parasız, Züğürt:
Lığlanmak: Mızmızlanmak gibi:
Lili: Lakap,:
Lobya: Fasulye:
LOBYA: Fasulye:
LOBYE:Fasulye
Loda: Büyük ot yığını:
Lokko: Büyük kaba:
LÖK:Büyük
Lök: Büyük:
Lüle Musluk, Suyun aktığı boru:
M:
Mafiş: Küçük kare şeklinde kesilmiş yufkanın yağda kızartılması:
Mahal: Yer, mesken:
MAHNA: Bahane:
Makat: Tahtadan yapılmış sedir:
MAMA:Hala:
Mar: Yılan:
MARŞAPA: Kupa (dolça):
Maşrapa: Kulplu bir çeşit su kabı:
Mattavar: Bir çeşit hastalık:
Maya: Kadın adı:
Mazi: İki teker arasında ki mil:
Mehriban: Kadın adı, merhametli:
Mercana: kışlık yakacağın ormandan temini.:
Merek: Ot ya da saman konulan ev: Merek yandı sıçana da kalmadı:
MEREK: Saman vs yığılan depo:
MERTEK: Damda kullanılan uzun odun:
Meşe: Orman:
Mintan: Gömlek:
Miras kalsın: Mal sahibinin ölmesini dilemek:
Modgam: İmece:
Morbet: Çırak, yardım eden çocuk:
MOTAL: Tuluğh, peynir konulan kurutulmuş koyun derisi:
MOZİK:Dananın büyüğü
Möğkgem: Sağlam:
MÖKKEM: Sağlam:
MUÇURLAMAK:Buruşturmak
MURUSLARINI DÖKME:Suratını asma
MURUSLARINI DÖKMEK:Suratını asmak
MURUZUNU SALLAMAK: Suratını asmak:
Muzveil: Muhbir:
Muzveillenmek: İhbar etmek:
MÜRGÜLEMEK:uyuklamak:
N:
Nahır: Sığır sürüsü:
Napuzzar: Kapının önünde ya da arkasında kalan tarla:
Nat: Tırpan sapı:
Nataş: Çıra parçasına verilen ad:
Neft: Gazyağı:
NEHRE: Yağ yapmak için kullanılan alek:
Nevale: Erzak:
NİGART:Tavuğun gagası
Nöker: Hızmetkar:
O:
OBBAZ:İşe yaramaz aylak
Oçkur: Uçkur:
Ola Çabux Gaç: Hemen kaç:
Ola, Ula: Ulan, arkadaş:
oturan kimse:
Ö:
Ögeç: Bir yaşını geçmiş erkek kuçu:
P:
Pağaç: Yuvarlak ve kalın bir tür ekmek, somun:
PALAZ:Bez
PALAZ:Bez:
Pampara: Bir tür yabani bitki:
Panta: Yabani armut, ahlat:
Papağ: Başa giyilen tiftik başlık:
Papul: Çocuk ayakkabısı, patik:
PATOS:Tahılları samanından ayırmak için kullanılan alet:
Paxıl: Kıskanç:
Paxıllanmak: Kıskanmak :
PEC: Soba :
Peçkir: El havlusu:
Peg: Yıkıntı, virane olmuş ev kalıntısı için denir:
Pege: Ahırda hayvanların ot ya da saman yedikler bölme:
Peleş: Boynuzları yanlara doğru açılmış hayvanlara verilenad:
PELLÜK:Ayaktaşi oyunu
Pepe: Kekeme:
PEŞ GÜN:Sofra
Peş: Arka:
Peşgun: Ayakları kısa yer sofrası:
Peşine gitmek: Arkasından gitmek:
PEŞKİR:Havlu
PEŞKİR: Havlu:
Peşlemek: Kovalamak:
Pırti: Elbise:
Pızık: Yabani arı:
Pızıklanmak: Sineklenmek:
Pin: Tavuk yuvası, kümes:
Pingal: Folluk, tavuk yuvası:
Pisik: Kedi:
PİŞİK:Kedi
Pitik: Köpek yavrusu:
POCİLEMEK :Baltayı taşa vurma
PORTLAK:Göz Yapısı büyük plan
Portlak: Göz yapısı büyük olan:
Poşa: Çingene,:
POŞGUN:Yer Sofrası:
Potur: Büzgü:
Poy Poy: Hele bakın anlamında Poy Poy Gülen :
Pöçük: Kuyruk, en geride kalan:
Pöçük: Son. Kuyruk:
PÖRÇÜK :Tırpanı sapına bağlayan yeri
Pörçük: Tırpanı sapına bağlanan yeri:
Pörçüklü: Yağcı, :
Puç: Hiç, yitirmek Emegim puç oldu:
PULUL:Ot Yığını
Pulul: Ot demeti:
PULUL:Ot Yığını:
Pumpul: Yastık başlarına dikilen püskül, süslü :
Punğar: Çeşme:
Punğar: Pınar:
Put: Bir ağırlık ölçüsü:
Puti: Yiyeceği olmayan ailenin fertlerini komşuları alıp besleme işi:
PÜRÇEK:Saç Tutamı
PÜRÇÜKLÜ: Havuç:
Püşürik aşı: Bir tür çorba:
RAPATA: Tandıra hamuru yapıştırmak için kullanılan alet:
S:
Sağ: Kara karga:
Sağdıç: Düğünde damadı gezdiren kişi:
Sahi mi: Gerçek mi:
Sahi: Gerçek:
Sak: Çorabın tabandan yukarı olan kısmı:
SAKO :Kolsuz ceket
Sako: Sakar, dökülen:
Sambağı. Samileri bağlıyan ip:
Sami: Boyunduruğa takılan ağaç ya da demir çubuk:
Sanaksal: Ahırların orta yerinde çukur hayvan bokunun toplandığı kanal:
Sap: Başakların tutunduğu dal:
Sarol: Can eriği:
Sazna: Arazi ölçümünde kullanılan bir ölçü aleti:
Secele: Soy kütüğü:
Segirtmek: Çabuk gitmek:
SEĞİRTMEK:Çabuk davranmak
SEĞİRTMEK:Çabuk:
Seki, Sevki: Sedir:
SEKİ:Divan,:
SEKÜ:Divan
Sıggavus: Ahır temizlemede kullanılan süpürge:
Sıloık: ıslık:
SIMIŞKA: Ay çekirdeyi :
Sinor: Tarla hududu, sınır:
Sitekan İstikan Bardak:
SİTİL:Yoğurt Kabı
SİTİL::
Sitil: Süt kabı:
Sivirlenme: yokuş aşağı kayma olayı:
SOKO :Mantar
Sosiya: Parlak renkli kara kuş:
SOYHA, ANDIR, MERET:Uğursuz şeyler için söylenir
SOYHA: Uğursuz (Andır):
Stol: Sandaliye:
Ş:
Şaplak: Tokat:
ŞARILDAYAN:Yıldırım
Şillopa: Karla karışık yağmur:
ŞİNEL:Palto
Şirat: Peynir Suyu:
ŞİŞEK: 1 Yaşında koyun:
ŞOGURT:Salya
ŞOGURT:Salya :
Şoğurt: Salya:
Şor Tuzlu:
Şoş: Asfalt yol:
ŞOŞARTMAK:Abartma
şourtlu: Salyalı:
Şöbe: Oltu taşından yapılan boncuk:
ŞÖHE :Siyah boncuk
ŞUŞLANMAK:Fazla yatma
Şuşlanmak: Fazla yatmak:
Şuşurtluk: Değirmen oluğunun su dökülen yeri:
ŞÜŞİT:Huni
Şüzzük: Peynirin suyu:
T:
Tağaryirlenme: Kendinden geçme:
TAĞAYİRLENME :Kendinden geçme
Talaş: Telaş:
Tanış: Tanıdık:
Tapan: Sürülmüş tarlayı düzeltmeye yarıyan tahta kalas:
TAPUL, PULUL :Ot demeti
Tapul: Ot demeti:
TAR:Tavukların kümeste üzerine çıktıkları yer
Tar: Tavukların üstüne dizildiği ince sırık:
Tarla:
taşıyıcı (El arabası çıktı, mertlik bozuldu):
TAT :Çorabın ayağa giyilen daban kısmı
Tavşal: Kadınların baş örtüsünün kalını:
Tecgere: Hayvan pisliğini taşımaya yarıyan tahat alet:
teknesi:
TELEK: Kaz kanadı ile süpürme amaçlı yapılmış alet :
Telis: Çuval:
Têlli: Güzel, narin:
TELLÜK:Yünlü takke
Teper: Doldurur, Ha bire teper:
TEREK:Raf
Terek: Raf:
TEREK:Raf:
Termaş: Bozuk:
Termaşa kalsın: Bozulsun kalsın:
Terpen: Kımılda:
Terpet: Kımıldat, :
Teşi: Yün eğirmeye yarayan alet:
TEŞT:Saç leğen
Teşt: Saç legen:
TEŞT:Saç leğen:
TETAN: Hayvan dışkısının doğal haliyle kurumuş hali, yakacak olarak kullanılır:
TEVÜR:Çeşit
Tevür: Çeşit:
Têy: bir nida, Têy nezaman geldi:
TEZEK: Hayvan dışkısı ile yapılmış yakacak:
TIĞ :Saman ekin karışımı yığın
Tığ. Harman yerinde ki saman yığını:
Tığa: Saygısız olan delikanlıya denir:
Tırhıç: Ahırın içini bölmek için yapılmış tahta duvar, bölme:
Tırık: İshal:
Tik: Yüksek, dik:
Toklu: Bir yaşında kuzu:
Toklu: Yaşına girmiş erkek kuzu:
TORHOLA :Kabuk tutmamış yumurta
Torlak: İş bilmeyen, acemi:
Torpax : Toprak:
Torpax başına: Ölesin, mezara gidesin:
Tosbağa: Kaplumbağa:
Toy: Düğün:
TÖYÜR:Çeşit:
Trink: Peşin para anlamında:
TULA: Köpek yavrusu :
Tulla: Köpek eniği:
Tullanmak: Yuvarlamak:
Tuluk: Tulum:
Tuman: Don:
Tump: Tarlaların kenarı:
TUSMAK:Sinmek
Tülek: Korkudan çabukça kaçan, ödlek:
Tütün: Duman:
Tütüye Bir kadın ismi:
U:
Uca: Yüce, “Uca dağların başında:
Uçux: Yıkık:
UĞURRAMAK (OĞURRAMAK):Çalmak:
Uğuz: Oğuz:
Ula Ula: Hele hele:
Ula: Ola, olan:
Umaç: Hamurdan yapılan bir yemek:
Uşax: Çocuk:
Ü:
ÜLEŞMEK:Bölüşmek
Ürek: Yürek:
Üstü: Elbisesi:
Üzdür: Yüzdür:
Üzerlik: Sedefotu:
V:
Varlı: Zengin:
VEDRA:Kova
Vedre Kova, su kabı:
Veran kalsın: Harabe olsun:
Veran: Viran, harabe:
Vışşş! Şaşırma ifadesi:
Voj: Yular:
Vurgun: tutkun:
Y:
YABA :Beş parmaklı ağaç dirgen
Yad: Yabancı:
Yal: Köpek yiyeceği:
Yalaka: Yağcılık eden:
Yalax: Köpeğe yal verilen kap, yal kabı:
Yanaşma: Yandan takılan:
Yanbegi: Yatay olan eğiri:
Yanpuri: Eğri düz olmayan:
Yansılama: Taklit etmek:
Yarpax: yaprak:
Yaşik: Ağaçtan yapılan kasa:
Yaşmax: Başörtüsü:
Yavan: Katıksız:
Yaylıx: Başörtüsü:
Yêddi: Yedi:
Yege: Eye:
Yegin: Çalışkan, üşenmeyen:
YEĞİN:Çalışkan titiz
Yeke: Büyük, kocaman:
YEKTİ:Yetim
Yel: Osuruk:
Yellen: Ossur:
Yêri: Yürü:
Yerinmek: Heveslenme:
Yesir olmak: Kurban olmak:
Yesir: Esir:
YEŞIK:Ağaçtan yapılan kasa:
Yeşilpiç: ¼ lük Rakı:
Yığ: Topla:
Yığın: Ot yığını, kalabalık:
Yoğurt Kabı :
Yola vurma: Gönderme:
Yon: Bir ağacı yontmak.:
Yoz: Kısır mal:
Yuha: ince:
Yuha: Sığ derin olmayan:
Yumri: Yuvarlak:
YUNGUL:Hafif :
Yuxu: Uyku Yuxun Gelêr:
Yüngül: Hafif:
Z:
ZABUN :Fakir
Zabun: Çelimsiz:
Zağ: Keskin sivri:
ZAĞAR:Küçük köpek
Zahar: Gerçekten öyle:
ZANGAL :Tabansız uzun çorap
Zanka: Kızak:
ZEDA :Tarlanın sürülmemiş tarafı
Zeher: Ağu, Zehir anlamında:
ZEHLEM GİTMEK: Nefret etmek:
Zehrimar: Sinirli bir anda Ne var anlamında kullanılır:
ZENNE:Kadın
Zer: Altın:
Zerge: Değersiz, değeri düşük olan denir:
Zerzebil: Perişan:
Zeşt: Ağıt:
Zeşt: İnce sac:
Zevsek: Geveze:
Zıbın: Bebek gömleği:
Zırlama: Ağlama, çok söylenme:
ZIRZA:Aşmalı kilit
Zırzop: Uyumsuz, kaba saba:
Zibil: İnce toz:
Zirt: Gösteriş meraklısı:
Ziyil: Siğil:
Zoğ: Tarla, çayır biçiminde tırpanın biçerek yığdığı ot:
Zokko: Mantar:
ZUBUN:Mintan
Zukkum: Haram:
Zukkum: Zehir, zakkum anlamında:
ZURGANA :Eğri büğrü vücutlu

 

 

TEREKEME FIKRALARI

İSLAM’IN ŞARTI
terekeme ormanda agaç keserken orman memuru yakalar
-yaptıgın suç ama bir soru soracam bılırsen cezada yok odunlarda senın
demiş
-tamam sor efendı demış bızımkı,
sormuş
-islamın şartı gaşdı ama bılemezsen dayak atacam demiş
bızımkı
-20 dır demış dayak yemış
-30 dur demış dayak yemış
-aya öldüm 50 di demiş
memur odunuda almış kovmuş bızımkını adam eve gelmış.
hanımı
-bey bu ne haldı demış
-sorma arvat memur yakaladı bır soru sordu bılmedım döydü menı
-ne sorduki bey
-islamın şartı gaşdı dedı
hanımı
-buna ne var bey 5 dır demış
adam
-a başın ölsün 50’ye razı olmadı beş desem öldürerdi meni…

TEREKEME İĞDAM OLURSA

terkemeyle kürt suç işlerler ve idama mahkum olurlar kürt cesur oldugu için önce beni asın der darağacı derenin üzerine kurulmuştur. asılan kişinin ipi kopar ve suya düşerek yüzerek karşıya geçer ve kurtulur şansı içinde hayatı bağışlanır terekemeye sıra geldiğinde senin son bir arzun varmı diye sorulduğunda
-ay gadı gardaş menim gırnavımı kalın şeyle men yüzme bilmezem der.

ASKER TEREKEME

terekemenin biri askerde parüşütcüymüş acemiliği bitirip usta asker
olduğu sıralarda lelesinin öldüğünü duymuş o gece yuğusunda lele gelif
-eye gede yarın atlama teyyareden yoğsa mundar oluf yanıma gelecen.
sabah terekeme ter kan içinde komutana anlatmış yoğusunu fakat olmaz demiş atlayacaksın komutanı
ve uçak havalanmış belli bir yüksekliye gelince sırası gelen atlamış en son komutanla terekeme kalmış yine itiraz edince komutan demiş
-gel parüşütleri deyiştirelim
ve değişif önce terekeme atlamış belli bir zaman sonra komutan hızla yanından geçmiş terekeme sormuş
-komutanım hiyirdi nereye
komutan
-lelene selam söylemeye gidirem
demiş

NEDEN BOŞANIYORSUN?
Durdağı arvadı Gülevatın’nan bosanmak üçün dava açmış.
Hakim:
-Söyle bakalım Durdağı neden boşanmak istiyorsun?
– Ay Mudeyumum efendi arvadım Gülevatın üç ildi öyde ne taperse üstüme tulluyor.Hoydu meni bunun elinnen kurtar…
Hakim:
– Peki evladim niye bunun için üç yil bekledin?
Durdağı:
– Möhterem Muddeyumum efendi ilk zamannar atdığını tutturammerdi, indi ele alnımın ortasınnan odduyor. Hoydu meni kurtar yohsa bir yerimi sakgatdıyajah…

TEREKEME AMERİKA’DA

iki adam newyorkta caddede gezerken karşıdan topal birisinin geldiğini görürler biri yanındakine derki
-eye bu bir sorağ tükmüdür
-dur sorağ hele
topal tam yanlarına gelirken
-gardaş türkmüsün
-evet der
-memleket nere
-ben karslıyım der
iki kişiden biri
-ulan der sizin topalınız amerikada ise kimbilir sağlamınız nerdedir…

GIRIHLARI YE…

çıldırlı bir nine torunlarının ekmekleri kırıp kırıp yemesinden rahatsız olmaktadır.
ve sağlam ekmekleri sakladıktan sonra namaza durur.
torunlarından biri
-aya abla nenem eppeği harya goyufdu,
diğe ablasını sıkıştırır.
namazda olan nene birden dönüp derki
-men ettim, ey ettim, a köpöyoğlu, men sahdadım, gırıhları ye,
deyip, namaza devam eder…

İTİN DERDİ NEYDİ?

terekemenin birinin bir iti varmış(haşa sizden haşa hürmetinizden)bu it birgün hastaler geverer terekemede götürer bunu mezarlığa basırer köylüler gider hakime şikat eleller hakim bu terekemeyi mahkemeye çağırer
mahkemede hakim sorer
-sen bu iti niye mezarlığa basırdın?
diyerki terekeme
-hekim bey cok emehter itiydi
hakim diyerki
-nağardıki çoğh emehter oldu:
diyerki
-iki sürü gazanmıştı, gevermeden önce vasiyetinde bu sürünün birini hekim beye ver dedi!!!
hakim diyerki
-peki neydi bu rahmetliğin derdi?
-valah derdini bilmerem hekim bey ama senin iştiğin gahve irenginde dırığlerdi!!!!!

NASILSIN

adamın biri turistik yerlerin birinde rehberlik yapar turist giysi almak için dükkana girer bizim terekemeye nasıl olduğunu sorar bizim terekemede
-AYA AĞRIN ELEM MAHA SORARSAN GOOD OLUF AMA GENE SEN BİLİRSEN DEYER

SÖVE

karslının biri erzuruma gider. dolaşırken gözüne bir tane tezek sobası ilişir.içeri girer dadaşa sorar,
-bu söve gaçadı
dadaş bakar
-yabanı der 2 milyon.
karslı der
-maşasıda dahaldı mı.
dadaş der
-sabah siftahıdır olsun.
karslı der
-peki altının sacıda dahaldı mı.
dadaş der
-misafirsin olsun.
karslı der
-peki 6 tene boruda dahaldı mı.
dadaş kızar derki
-he gavat 2 tonda kömür verek.

TEREKEME CEHENNEMDE
cehennemde zepaniler kazanlardan cıkmaya çalışan günahkarları tekrar kazanlara deyneklerle itiyorlar zebani başıda kontrole gelmiş kontrol ederken bakmışki terekemelerin kazanından çıkmaya çaılışan hiç yok ve sormuş ya bu terekeme millti hiç suç işmemişki çıkmaya çalışan yok der. kazandan bir ses yükseli aya bu köpoğlular yogmurki çıkam men çıkmaga çalışaram bu köpoglular alttan ayagımnan çekif dururlar koullarmıki ay sağolmuş….

KÜRDÜN MALI
muş bulanıkta bir terekeme büyüğümüz damda oturup keyif yapmaya çalışırken baya hararetli ve iddialı bir ıslık duyar..kafasını kaldırıp yola doğru bakar,bakar ki kürt cılız,sakat 2-3 tane hayvanını dereye suya götürmektedir..ama ıslığı ortalığı inletmektedir..tam bizim terekeme dayının gavağından geçerken terekeme dayanamaz der ki AYA AY KÖPOĞLU NE BİÇİM FIŞGIRIH ÇALIRSAN, MALINA GÖRE FIŞGIRIH ÇALSANA..

ŞAHAT
Ergine yaylasında çıkan bir döyüşte bir çoban yaralanır.Ve mahkemelik olurlar.Olayı gören başka bir çoban şahat gösterilir.İfade alınması için makkemeye çagrılan çoban yanındakilere bakın hakimi avlayacam der.Ve içeri girer.Hakim olayı oldugu gibi anlatmasını ister.Çoban başlar hakim bey.Bende yalan yok.Ala gancığ sekreter ganım kimi orda durudu,ala itte senin gibi hürüyürdü deyince hakim bunun başını gırğın deyir ve kırk gün hapse atılır.Dışarı çıktıgında sorarlar ne oldu diye:ALLAHIN hakkı teki hakim anaç çıktı avlayamadım demiş.(bu yakınlarda yaşanmış gerçek olaydır)

ARAP ÇAVUŞ
bu anlattığım gerçek bir anıdan alınmıştır.çıldır çamdıra köyünden çok eskiden arap dayı diye birisi. askerde çavuşluk imtahanında komutanı sorar oğlum bulunduğumuz odaya düşman uçağı girdi bizi nasıl savunursun diye sorar. Arap dayı çok zeki bir cevap veriyor komutanım o uçağı alır sobaya atarım komutan nasıl olur uçak sobaya girermi diye çıkışır arap dayı komutanım pencereden giren uçağın hakkı sobada yanmaktır.demiş

EŞŞEK

Üzerine binen herkesi bir hamlede yere atan eşşeğe kimse binmeğe cesaret edemeyince Terekeme şeşelene şeşelene öne çıkar ve:
-Men minerem meni tüşüremmez. Diye iddiaya girer
Terekeme eşeğin sırtına bindiği gibi kendisini yerde bulur, Bulur bulmasına ama düşüşün etkisi ile kolu ve bacağı kırılmıştır. Acı ile kıvranan Terekeme bir Taraftandan honcikliyerek uzaklaşan eşeğe bakarak:
-Köpöyoğlunun andırına bak ele biler men hele üsdündeyem…

PEKMEZ

Bir kaç terekeme pekmezi ile ünlü bir köye pekmez almaya gider. Her yıl gittikleri evinin önüne geldiklerinde; küçük kızın evin önünde oynadıklarını görürler.
-Ayy balam baban öydedi mi Kız bazı harfleri doğru çıkarmamaktadı yoh öyde döyül O arada evin hanımı çıkar uzaktan gelen müsafirlere buyur eder. İçeriye alır. Küçük kız müsafirleri merakla izlemektedir. Müsafirlerden biri küçük kıza derki:
Ay kızım hele get birez pekmez getir de yiyeğ.Kız koşarak gider.Birazdan elinde eski bir kaba konulmuş pekmezle döner. Müsafirlerin önüne koyar, kenara çekilir. Müsafirlerden hepsi parkamlayarak pekmezi yemeğe başlarlar. O arada adamlardan biri kıza dönerek:
Ay kız gel sen de ye
yoh men onu yemezem.
Niye
Onun içine sıçan düşmüştü.
Adam bu sözü duyar duymaz, kapı yere vurur ve kap kırılır.Kız ağlayarak:
Anaaa itin kavını kırdılarrr.

TEREKEME’NİN İLACI
Bir terekeme halamızın oğlu evde rakı içiyor.Anası diyor gadan alem o nedir içersen diyer heç ana başım ağrıyerdi dokdora gettim maa bu şurubu verdi içtim geçti.
Anasıda ekmek yapmak için un eliyormuş ölöm menimde başım ağrıyer o şuruptan maa da verseye belki başımın ağrısı geçe tabi ana diyer.Rakıyı dolduruyor bardağa anasına veriyor anası içiyor odaya gidiyor.Biraz sonra oğlu odaya giriyorki anası tehnede unu eliyeceğine unu hep sağa sola kilimin üzerine eliyor oğlu demiş ay ana sen ne gayıresen unu hep sağa sola kilimin üzerine serpiyorsun tehneye eleseye.Anası kafayı bulmuş aynen şöyle diyor.GURBAN OLOM AY EHMET GURBAN OLOM AY OĞUL ANAYA GÖRE HER YER TEHNEDİR.

TEREKEME’NİN DUASI 
Terekemenin biri Allaha yalvarıyor Allahım bana bir inek ver bir ay oruç tutacağım.Allah Terekemeye bir inek veriyor.Terekeme başlıyor oruç tutmaya.Orucun 15 inci günü inek hasta oluyor,Terekeme ineği kesmez zorunda kalıyor.Bu iş terekemenin çok zoruna gidiyor.Dışarı çıkıp gökyüzüne yüzünü dönüyor.Diyor ki heyy demeki sefil terekemeyi kandırdım,İneği Kurbana sayacağım Orucuda gelecek senenin orucuna…

MİNBİR GECE 

Gülavat tendirriyin gapısını çepih bir şekilde zırzaladıhtan sonra zibili töhmeye çölpüye yöneldi.o arada yurdagülde gazdarı ariyirdi.Gülevatın bu telesih halini gören gomşusu yurdagül
-Ay gülavat haraya bele yeyin yeyin dedi.
-Gülavat , yurdagül abla birezden mindir bir gece başdıyacah ona yerişmeye çalışerem.
-Gız men keçen hafta seyredemedim.Neyitdiler
-Boo yurdagül abla men bıldırdan beri heç bir bölümünü gaçırmadım.Ele hepsi yadımdadı.Ama keçen hafta göreceydin ara itdi messep garıştı.
Yurdagül gülavatı gış galağının dibine doğru çehdi.ikili burada gug üste oturduhtan sonra gülavat annatmaya başladı.
-Ay yurdagül abla bilersenmi o kerem ölen var ya
-hee
-işte o yumru sıfat meyerim piç imiş.
-Boo biy seni farş olasan..Gız zatan belliydi onun o gamçı boyunnan ele dizinin başınnan beri gözünü şehrazata diredi.o onur köpöyoğlu da demerki..Ay gardaş hele bir oyanı dur.
-Hıı yurdagül abla..Öz anası bildiğide anası değil mamasıymış..Neyse ben giderem birezden dizi başdıyar..Haydi heyirri geceler..
-Heyire garşı

GILMA DEYİRSEN GILMIYAH
Terekeme çayırda tırpan çekerken bir ara başını kaldırır güneşe bakar. Güneş tepesine dikilmiş,öğle zamanı olmuştur.Kendi kendine söylenmeye başlar:
-Aya ay goca terekeme,indiye geder başın bir secdeye deymiyif,hele böyün bir namaz gıl , görek Allah gavıl eliyer mi?Sonra derede abdest alır,gelir ele gol başında namaza durur.Ele başını ilk secdeye goyanda alttan gözüne çöp batır.Başını galdırır göğe doğru bahır,tekrar söylenir:
-Aya ay Goca Allah, gılma deyirsen gılmıyah, be gözümüze çöpü niye sohursan?

”j” HARFİ

BİRGÜN TEREKEMENİN BİRİNE DEYİFLER Kİ,BİZ ALFABEDEN ‘J’ HARFİNİ KALIRACAĞIZ.O DA DEYİF Kİ BE BİZ İNDİ NARAJIĞ:)

TEREKEME ASKERDE
TEREKEMENİN BİRİ ASKERE GİDER HİÇ KÖYDEN ÇIKMADIĞI İÇİN DÜNYADA NELER OLUPBİTİĞİNİ BİLMEZ KOMUTANI ÇAĞIRIR OĞLUM GİT BANA ÇARŞIDAN ELMA ARMUT PORTAKAL MUZ VS.ALDA GEL.TEREKEME DUŞUNUR VE BÜTÜN MEYVELERİN İSİMLERİNİ UNUTUR KOMUTANA DÖNÜP KOMUTANIM DEDİKLERİNDEN OLMASA HELVA ALEMİ.

TUMAN

TAMASA ŞEKER FABRİKASINDA ÇALIŞAN OĞLU CİMOYA AY OĞLUM MANA BİR BEZ TELİS GETİ ÖZÜME TUMAN DİKECEM CİMO TELİSİ GETİRİ R TAMAŞA TUMANI TİKİR .TAMASA HESTELIYIR CİMO ANASINI DOKTORA GÖTÜRÜR DOKTDR MUANE EDER. CİMO BAKIR ANASININ ÖNÜNE YAZIR KARS ŞEKER FABRİKASI DALINA YAZIR NET 50 KG

MEZARLIĞIN DİBİ

adamın biri hergün aksam işten gelerken mezarlıgın önünden geçermis. aksam karanlıgı oldugu için korkurmus.birgün hocaya gider der .a hoca agadanalım men işten gelirken mezarlıgtan gorgıram a gardaş hele denen men nagayrım.hocada der ki a gede dua oğu heçdat olmaz.adam dua okuyor ama gene korkuyor .sonra gene gider hocuya .deyir ay aga men dua okudum ama gene korktum de hele nagayrım.hocada deyir elese sarkı söyle.adam gene geçir mezarlıktan baslir sarkıya bugecen uymamısam ahledilele dile uykuma doymamısam ölülerde kakır deyirki gurbanam sana dileeeeeeeeeee

GÜLEHMET

BİRGÜN BİR TEREKEME KÖYÜNÜ TERÖRİSTLER BASER.TESADÜF YAŞLI BİR ÇİFTİN EVİNE GİRELLER.BUNLARDAN PARA İSTİYİRLER PARAMIZ YOKTU DEYER BİZİMKİLER. O ZAMAN SİZİ ÖLDÜREJEM DEYER TERÖRİST,KADINA SOROR ADIN NEDİ SENİN:GÜLEMBER DEYER,SENİ ÖLDÜREMMEM SENİN ADIN ANAMIN ADIDI DEYER.KİŞİYE SOROR SENİN ADIN NEDİ :O DA DEYERKİ VALLAH MENİM ADIMDA GÜLEHMET Tİ AMA MANADA KÖYDE GÜLEMBER DEYELLER.

AYAZ

KIŞIN HAVA SOĞUK,KÖYÜN BİRİNDE DÖĞÜŞÖLLER ADAMIN BİRİNİN BAŞI YARİLER KIŞKIRIĞ KOPOR NEYSE HAKİM SAVCI GELER.HEÇ KİMSE ÜSTÜNE ALMER DÖĞÜŞÜ HAKİM BAĞER Kİ YAŞLI BİR ADAM DAŞIN DİVİNDE OTUROR. DEYERKİ SÖYLESE SÖYLESE BU DOĞRUYU SÖYLÜYER GİDER ADAMIN YANINA DEYERKİ AMCA BU ADAMIN KAFASINI KİM KIRDI.YAŞLI ADAM DÜŞÜNÖR VE CEVAPLIYIR.AYA HAKİM BEY OLMUYA BUNU BAŞINI AYAZ ÇATDADA

HOPPANAMMEREM

TEREKEMENİN BİRİ ASKERE GİDER,ENGELLİ KOŞU BANDINDA,HALATA TIRMANER HALATIN EN BAŞINA ÇIĞER ORDA DUROR KOMUTAN DEYER İNSİNE OĞLUM AŞŞAĞIYA,BU DEYER Kİ, KOMUTANIM HOPPANAMMEREEM. KOMUTAN BİŞEY ANLAMER BİR DAHA SOROR AYA KOMUTANIM HOPPANAMMREM. KOMUTAN TEKRAR BİŞEY ANLAMAYINCA NERELİSİN OĞLUM SEN DİYOR KARSLIYIM DİYOR BİZİMKİ KOMUTAN BAŞKA Bİ KARSLI ÇAĞIRIN DİYOR BAŞKA BİR TENE KARSLI BULOLLAR.KOMUTAN DEYERKİ OĞLUM BAK BU HALATTAKİ ASKER NE DİYOR BİZE, GELEN KARSLI HALATTAKİ KARSDIYA SOROR AYA NE DEYERSEN AYA DEYER HOPPANAMMEREM.KOMUTAN NE DİYO OĞLUM BU ASKER
,YANİ DEMEK İSTEYİRKİ AY KOMMUTANIM HOP-PA-NAM-ME-REM.

 

TEREKEME TÜRKÜ SÖZLERİ

 

Benim Toyuğum (Acem Ağzı)” Türkü Sözü
Benim toyuğum ağ idi balam
Derisi dolu yağ idi balam
Düne bu vakit sağ idi balam
Seni yanaşın toyuğu tutan

Ohlanasan toyuğu çalan
Neçe ki ben bele yanıram
Seni yanasın toyuğu tutan

Benim toyuğum çil çildi
Kanatları da tel tel idi
Toyuğ değil ki bir fil idi
Seni yanasın toyuğu tutan

Ohlanasan toyuğu çalan
Neçe ki ben bele yanıram
Seni yanasın toyuğu tutan

Toyuğum köyün sonasıydı
Sarı anacın anasıydı
Cücelerin nenesiydi
Sen yanasın toyuğu çalan

Ohlanasın toyuğu çalan
Neçe ki men bele yanıram
Seni yanasın toyuğu çalan

Menim toyuğum hanlar idi
Nenem de ona danlar idi
Kulakta küpe şanlar idi
Seni yanasın toyuğu tutan

Ohlanasın toyuğu tutan
Neçe ki ben bele yanıram
Seni yanasın toyuğu tutan

Zübeyde hala çıhdı dama
Köyüne baktı yana yana
Toyuğu tuttup kaçtı m’ola
Seni yanasın toyuğu tutan

Ohlanasan toyuğu çalan
Neçe ki ben bele yanıram
Seni yanasın toyuğu tutan

 

“Nasıl Metedeyim Ardahan Seni” Türkü Sözü

Nasıl metedeyim Ardahan seni
Kalem ile seni yazmak isterim
Bahar ile açar çayır çimeni
Çayırın çimenin gezmek isterim

Bir yanın bağ bahçe bir yanın meşe
Bir yanın seherle dönmüş güneşe
Bir yanın laledir biri menekşe
Senin resimi ben çizmek isterim

Sana derler Arda Han’ın diyarı
Senisin umudumun gölgesi varı
Çimende çiçekte oynaşır arı
Arda balını ben süzmek isterim

Kız gelinin yayların yaylıyor
Sürülerin çayır çimen boyluyor
Sana gelen senle gönül eğliyor
Akıp giden Kür de yüzmek isterim

Halayda davulcu ay şabaş diyor
Turnalar sesiyle gönül eyliyor
Nuri bu sözleri böyle söylüyor
Ardahan’a türkü düzmek isterim

PAYLAŞ

Sevebilirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.