Hazır Cevap Sözler

Bu sayfamızın içeriğinde: güzel kapak mesajlar, güzel kapak sözler, hazır cevap mesajlar, kapak cevaplar, kapak cevaplı sözler yer almaktadır.

Büyük İskender’den bir gün bir dilenci para istemektedir. Aralarında şu diyalog geçiyor:Az bir şey olsa ihsan etmez misiniz?Az şey vermek bana layık değildir. O halde çok ihsan ediniz.-O da sana layık değildir.

Fransa hükümet ricalinden biri Napolyon’un bir muharebede tenkide kalkışıp parmağını harita üzerinde gezdirerek: Önce şurasını almalıydınız, sonra buradan geçerek ötesini zapt etmeliydiniz, gibi fikirler belirtmeye başlayınca Napolyon: – Evet, demiş. Onlar parmakla alınabilseydi dediğin gibi yapardım.

Bir Fransız yazar, Mehmet Akif’e: Kadınlarınızı evden çıkartmadığınız doğru mu? diye sorduğunda, Akif: Daha önceleri öyleydi, karşılığını vermiş. Fakat şimdi dışarı çıkarttık ve bir türlü içeri sokamıyoruz.

Yavuz Sultan Selim, birçok Osmanlı padişahı gibi sefere çıkacağı yerleri gizli tutarmış. Bir sefer hazırlığında, vezirlerinden biri ısrarla seferin yapılacağı ülkeyi sorunca, Yavuz ona: – Sen sır saklamayı bilir misin? diye sormuş. Vezir: – Evet hünkârım, bilirim dediğinde, Yavuz cevabı yapıştırmış: – Bende bilirim.

Yahya Kemal’e “Ankara’nın en çok hangi tarafını seviyorsunuz” diye sorduklarında şu cevabı vermiş: – İstanbul’a dönüşünü.

Mehmet Akif, Baytar Mektebi’nde müdür muavini olarak çalıştığı bir dönemde, muhasebeden gelen bir yazıyı anlayamaz. Yazıyı kaleme alan Salih Efendi’yi aratarak yazıda ne demek istediğini sorar: -Salih Efendi iki türlü mana çıksın diye böyle yazdık efendim. Cevabını verince, Akif dayanamaz ve: -Hayret doğrusu, der. Biz birini bile çıkartamadık da.

Öğrencilerinden biri, Konfüçyüs’e: – “Ölüm nedir?” diye sorduğunda, Konfüçyüs’ün cevabı şu olmuş:- Hayat hakkında ne biliyorsun ki, sana ölümden bahsedeyim.

Yahya Kemal, dostlarından birine: -Bu akşam yemeği benimle yer misin? diye sorunca, Arkadaşı: Hay hay! der. Çok memnun olurum. Hiçbir mazeretim yok! Yahya Kemal gülümseyerek karşılık verir: İyi öyleyse, bu akşam size geliyorum.

Rakip partiden bir milletvekili başbakanlığı sırasında Churchill’e ”ibne” diye bağırmış. Churchill son derecede soğukkanlılıkla cevap vermiş; ”Ben İngiltere’yi k.çımla yönetmiyorum…”

İrlandalı yazar George Bernard Shaw ile İngiliz devlet adamı Winston Churchill hiç geçinemez ve sık sık birbirlerini iğnelermiş. Bernard Shaw, bir oyununun ilk gecesine, Churchill’i davet etmiş ve davetiyeye de bir pusula iliştirmiş: – Size iki kişilik davetiye gönderiyorum. Bir dostunuzu alıp gelebilirsiniz. Tabii dostunuz varsa. Churchill, hemen cevap göndermiş: -Maalesef o gece başka bir yere söz verdiğim için oyununuzu seyretmeye gelemeyeceğim. İkinci gece gelebilirim, tabii oyununuz ikinci gece de oynarsa.

Vatikan’da kaç kişinin çalıştığı sorusu üzerine Papa, uzun uzun düşünüp “Yaklaşık yarısı” yanıtını vermişti.

Sokrates ve eşi bir türlü iyi geçinemezlermiş. Bir gün eşi Sokrates’e verip veriştirmiş, ağzına geleni söylemiş. Bakmış kocası hiç bir tepki göstermiyor; bir kova suyu alıp başından aşağı boşaltmış. Sokrates, gayet sakin: -Bu kadar gök gürültüsünden sonra bir sağanak zaten bekliyordum demiş.http://www.bilgien.com/blog/hazir-cevap-sozler/ ‎

Amerikalı işadamı, Çinliyle alay ederek sormuş; ‘Mezarlarınıza koyduğunuz pirinçleri, ölüleriniz ne zaman yiyecek?’ Çinli, başını kaldırmadan cevap vermiş; ‘Sizin ölüleriniz, koyduğunuz çiçekleri kokladığı zaman.’

Şahabettin Süleyman, bir gün Ahmet Haşim’e: -Üç günden beri zihnimde önemli bir fikir saklıyorum, dediğinde, Ahmet Haşim, onun fikir üretmedeki kısırlığını ima ederek şöyle demiş: -Günahtır yahu, salıver gitsin şu fikri. Zavallıcık günlerden beri tek başına kim bilir ne kadar sıkılmıştır?

Cenap Şahabettin’e; -Şu edepsize neden bir tokat vurmadın? Dediklerinde şu cevabı vermiş; -Eldivenim yoktu, iğrendim.

Tanıdıklardan biri, yazdığı romanın müsveddelerini Neyzen Tevfik’e göstererek fikrini sorar. Neyzen beğenmediğini ifade edince, Adam: İyi ama der. Siz hiç roman yazmadınız ki! Neyzen Tevfik şu cevabı verir: Ben yumurtanın tazesini bayatını iyi anlarım. Ama bu güne kadar hiç yumurtlamadım.

İsmail Dümbüllü sahnedeyken bir seyirci protesto etmek için sahneye “hıyar” fırlatıyor. Dümbüllü yere düşen hıyarı alıp kalabalığa dönüyor ve şöyle diyor: “Beyefendi kartvizitini yollamış.”

Abdülhak Hamid’in evindeki sohbette, konu gençlik ve ihtiyarlıktan açılır. Yaşı geçmiş bir hanım, Abdülhak Hamid’e döner ve: – Efendim, gönül kocamaz! der. Hamid cevap verir: -Kocamaz ama kocamış bir vücut içinde oturmak da istemez.

Bir filozofa sormuşlar: Şansa inanır mısınız? Filozof: Evet, yoksa sevmediğim insanların başarısını neyle açıklardım.

Fatih Sultan Mehmet, adamları ile gezerken, yanına sokulan dilenciye bir altın vermiş. Dilenci parayı alınca: Aman Sultanım, demiş. Koskoca bir padişah, kardeşine bu kadar para verir mi? Fatih Sultan Mehmet, nereden kardeş olduğunu sorunca, Dilenci: İkimiz de Hazreti Âdem’in çocukları değil miyiz? demiş. Elbette kardeşiz. Sultan Fatih: Bu keşfini sakın başkasına söyleme, diye gülümsemiş. Diğer kardeşlerimiz de pay isterse, sana zırnık bile düşmez.

Fatih Sultan Mehmet’e sorarlar:-İstanbul’u niçin fethettin? Fatih cevap verir: Önce o benim gönlümü fethettiği için!

Dünyanın en ünlü kalp doktoru; Michael De Bakey’ in arabası bozulmuş, arabasını tamire götürmüş. Tamirci arabasının kaputunu açmış ve Dr.Michael De Bakey’ e dönerek; -Size bir şey soracağım neredeyse ben ve siz aynı işleri yapıyoruz. Mesela ben şimdi itina ile kaputu açacağım bir bakışta problemin nerede olduğunu anlayacağım, kapakçıkları temizleyeceğim, gerekirse kabloları, motor yağını değiştireceğim, hatta çok gerekli ise motoru çıkarıp yerine yenisini takacağım. Söylesenize nasıl oluyor da siz milyon dolarlar kazanıyorsunuz ama ben meteliğe kurşun atıyorum? diye sormuş. Bunun üzerine Dr. Bakey tamircinin kulağına eğilmiş ve şöyle demiş; ‘Bunların hepsini motor çalışıyorken yapmayı denesene!www.bilgien.com

‎Çok şişman olan Yahya Kemal, bir yokuşun sonundaki lokantanın önünde dinlenirken, içeriden çıkan garson: – Buyurun beyim, diye atılmış. Ne alırsınız? Yahya Kemal, tebessüm edip: Evlat, demiş. Müsaade edersen biraz nefes alacağım.

Hitler’e ciddi manada nefret duymuştur. Ve de ağzından köpükler saçarak konuşmasıyla meşhurdur. Bir gün bir yerde Stalin’i öven bir konuşma yapar oranın temsilcilerinden biri de “Sen Stalin’i övüyorsun” diye çıkışması üzerine hemen atlar; “Hitler cehenneme saldırsa buradan şeytanı da övecek bir iki şey bulurum.”

Meşhur bir filozofa: Servet ayaklarınızın altında olduğu halde neden bu kadar fakirsiniz? Diye sorulduğunda: Ona ulaşmak için eğilmek lazım da ondan, demiş.

İncili Çavuş, Osmanlı elçisi olarak Fransa Kralına gönderildiğinde, elbiselerinin bazı yerlerinde yama varmış. Kral bunları görünce dayanamayıp; ‘Bana senden başka gönderecek adam bulamadılar mı?’ diye sorunca, İncili Çavuş; ‘Osmanlılar, adama göre adam gönderirler, Beni de size göndermelerinin hikmeti bu olsa gerek efendim’ cevabını vermiş.

Bir gün Eflatun, öğrencilerinden birini kumar oynarken yakalamış ve şiddetle azarlamış. Öğrenci: “İyi ama ben çok az bir paraya oynuyordum” diye itiraz edecek olunca, yanıt gecikmemiş. Eflatun öğrencisine: “Ben seni kaybettiğin para için değil, kaybettiğin zaman için azarlıyorum.”

Napolyon savaşta İspanya’yı yenmiş. İspanya Kralı siz ancak para ve mal için savaşırsınız, biz ise namusumuz ve şerefimiz için savaşırız demiş. Bunun üzerine Napolyon:- Evet insanın neyi eksikse onun için savaşır.

İngiliz lordu Atatürk’ün daveti üzerine İstanbul’a gelir. İngiliz lordu şerefine verilen yemekte servis yapan Türk elindeki tepsiyi devirir. Herkes büyük bir şaşkınlık içinde kalmıştır ve Atatürk’ün ne tepki vereceği beklenirken, Atatürk İngiliz lorduna dönerek: “Halkım her şeyi beceriyor da bir tek uşaklığı beceremiyor”

Bir gün Sokrates’e sormuşlar neden filozof olduğunu. Yanıtı ise: “Evlenin, karınız iyiyse mutlu, değilse filozof olursunuz!”

İngiliz devlet adamı Winston Churchill, Avam kamarasında konuşurken, muhalif partiden bir kadın milletvekili, Churchill’e kızgın kızgın şöyle seslenir: -Eğer, karınız olsaydım, kahvenizin içine zehir karıştırırdım. Churchill, oldukça sakin kadına döner ve lafı yapıştırır: -Hanımefendi, eğer karım siz olsaydınız, o kahveyi seve seve içerdim.

Bir şemsiye tamircisi, yazmış olduğu şiirleri incelemesi için William Shakespeare’e gönderdiğinde, ünlü yazarın cevabı şu olur: – Dostum siz şemsiye yapın, hep şemsiye yapın, sadece şemşiye yapın.

Dostlarından biri, Fransız kralı 15. Lui’ ye: Majesteleri, demiş. Akıl vergisi almayı hiç düşündünüz mü? Hiç kimse budalalığı kabul etmeyeceğine göre, herkes böyle bir vergiyi seve seve öder. Kral, alaylı alaylı gülerek: Hakikatten enteresan bir fikir, cevabını vermiş. Bu buluşunuza karşılık, sizi akıl vergisinden muaf tutuyorum.

Bir toplantıda bir genç M. Akif küçük düşürmek için: – Af edersiniz, siz veteriner misiniz? demiş. M. Akif hiç istifini bozmadan şu cevabi vermiş: – Evet, bir yeriniz mi ağrıyordu

PAYLAŞ

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın