Andre Malraux Sözleri

Bu Sayfamızın İçeriğinde : andre malraux  sözleri, andre malraux güzel sözleri, andre malraux sözleri kısa Yer Almaktadır.andre malraux sözleri

Siyaset, başkaIarına sezdirmeden değişme sanatıdır.

Makedonya’da isyan çıkardığımız zaman kaç kişiydik, biliyor musun? Üç yüz kişi!… Turan kendini bilmiyorsa, ona bu bilinci vermek bize düşer…

Afganistan diye bir yer yoktu. Emir sadece Kabilin emiriydi. O sırada şehirde telefon şebekesi kurduruyor ve Hindistan’a bir telgraf hattı çektiriyordu. Şehrin elli kilometre ötesinde ilkel bir İslam dünyası başlıyordu. Hanlar güçsüzseler vergi veriyor, güçlüyseler vergi alıyorlardı. İran’dan Semerkand’a kadar göçebe olsun yerleşmiş olsun bütün insan yığınlarını birleştiren tek şey Kuran’dı.

Nasıl yaşayacağını kendi seçen bir adamın yurdu, en büyük bulutların geldiği yerdir.

Bir gün deniz ataşesi biraz küçümserce:
– Bizim demokratlar üstüne propaganda ne düşünüyor? diye sormuş.
Almanya’nın politik durumu babamı pek fazla ilgilendirmiyordu. Toplum sorunları üstünde pek durmamıştı. Sosyalizmin zaferini kaçınılmaz sayıyor, istiyordu da. Bu zafer Alsace dramına son verecek, hiç sevmediği Junkers’ler saltanatını da yıkacaktı. Düşüncesini soran Ataşeyi kendi silahlarıyla vurmak hoşuna giderek şunları söylemiş:
– Genç Türkler yanlış üstüne yanlış işler yapıyorlar, daha bir hayli zaman da yapacaklar. Ama onların dışında başka şey yok. Hiçbir şey yok. Toptan eriyip giden bu memlekette önemli tek varlık ordu. Onu da bu sırada yalnız Genç Türkler önce ayakta tutabilir, sonra da geliştirebilirler. Başta olmak iyi, ama güçlü olmak daha iyi. Bu memleketi kim yönetirse yönetsin, yalnız orduyla yönetebilir. Üst tarafı laftır.

Bütün devlet gücü Sultan Abdülhamit’in elindeydi. Devleti Bab-ı ali ile, birbirinden habersiz vezirlerin bozuk düzeniyle yönetiyordu. Elinde daha güçlü kendine daha sıkça bağlı bir başka cihaz daha var gibiydi. Geniş bir polis şebekesine benzeyen bu ikinci cihaz neydi ve daha önemlisi, neyin peşindeydi?

Genel olarak zorbalık düzenlerinde zorbanın politikası iyi bilinir de kendi kişiliği pek bilinmez. Burada Sultanın kişiliği az çok biliniyor, ama politikasının ne olduğu anlaşılmıyordu.

İki gece üst üste aynı yatakta yatmayan bu sultan bir gece, kendi seçtiği yatakta bir tahta kurusu bulmuş, zehirli olduğundan kuşkulanıp iki saray adamını sürgün etmiş. Birini huzura kabul ettiği zaman eli tabancasında olurmuş. Önünde herkes hep yere bakmak zorundaymış. Adamın biri sendeleyip gözlerini kaldırır kaldırmaz sultan ateş etmiş. Sarayda Türk sözü yalnız hakaret diye kullanılırmış. Ordu komutanları arasında milliyetçi oldukları kuşkusunu uyandıranlar hemen kovulurmuş. İstanbul’un has hırsızını Sultan alay olsun diye Bahriye Nazırı yapmış, Bahriyeyi mahvettiği için de şahane hediyeler vermiş kendisine. Halifenin önünde Türk vatanı sözlerini kullanmanın cezası ölümmüş.

PAYLAŞ

Sevebilirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.