Aliya İzzetbegoviç Sözleri

Bu Sayfamızın İçeriğinde : aliya izzetbegoviç sözleri, aliya izzetbegoviç sözleri kısa, aliya izzetbegoviç güzel sözleri yer almaktadır.

aliya izzetbegoviç sözleri

Benim için yeryüzünde iyi, doğru ve güzel ne varsa onun adı İSLAM’dır.

Biz de zalimlerden olursak, zulme karşı savaşmamızın bir anlamı kalmaz.

Her şeye kadir olan Allah’a yemin ederim ki köle olmayacağız. Mezar taşında yazan söz.

Ve her şey bittiğinde, hatırlayacağımız şey; düşmanlarımızın sözleri değil, dostlarımızın sessizliği olacaktır.

Aslına bakarsanız içinde yaşadığımız mekan ve çağdan dolayı bir katliam beklemiyorduk. Yaşadığımız mekân, Avrupa. İçinde bulunduğumuz çağ, 20. yüzyılın sonuydu.

Ben Müslümanım ve Müslüman olarak kalmaya kararlıyım. Bu hayatımın sonuna kadar böyle devam edecek. Çünkü İslam benim için iyi ve asil olmanın en doğru ifadesidir.

Boşnakları Boşnak yapan; Sırplardan, Hırvatlardan ayıran dinidir. O olmazsa biz de olmayız. Neden sık sık İslam’a vurgusu yaptığı sorulması üzerine.

Eğer ruh varsa, o zaman insan da vardır; maneviyat ve ahlâk olmadan insan hayatı manasızdır.

Öyle görünüyor ki, temizlikle ibadeti birleştiren ve namaz ile insanları birlik haline sokan faktörün esasında, hayattaki ruh hürriyeti ile tabiatın determinizmini birleştiren aynı ilham vardır.

Putları reddet, idealleri koru.

Bir kelimeyi hiç aklınızdan çıkarmayın: Devlet. Devletin ne kadar önemli olduğunu hepimiz idrak etmeliyiz. Devletsiz bir millet boşluğa düşer, rüzgârda savrulup gider.

Bir sanat eseri bir ruh içinde yanan ateşin bir neticesidir; eserin kendisi bu ateş değildir. Daha doğrusu eser, onun varlığına tanıklıktır, ateşin bıraktığı izdir.

Savaşta büyük zulme uğradınız. Zalimleri affedip affetmemekte serbestsiniz. Ne yaparsanız yapın ama soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır.

Bu adil bir barış olmayabilir fakat süren bir savaştan daha iyidir. Bosna Savaşı’nı bitiren Dayton Anlaşması’nı imzalarken.

Ben Avrupa’ya giderken kafam önümde eğik gitmiyorum. Çünkü çocuk, kadın ve ihtiyar öldürmedik. Çünkü hiçbir kutsal yere saldırmadık. Oysa onlar bunların tamamını yaptı. Hem de Batı’nın gözü önünde; Batı medeniyeti adına.

Kültür sanata, uygarlık ise ilme veya daha doğrusu, sosyolojiye sahiptir. Sosyoloji uygarlık ruhunun veya ruhsuzluğunun aynasıdır.

Materyalizmle hürriyet ısrarlı tekrarlamalara rağmen, beraber yürümez. Düşünce ile eylem arasındaki tutarsızlığın artmasına rağmen, “şey” ler nasılsa öyle kalır, ama fikirler âlemde, zahiri ve geçici anlamlarına göre değil, fakat orijinal anlam ve mahiyetlerine göre tesir icra ederler.

Yaradanın iradesine teslimiyet, insanların iradelerine kârı bağımsızlık demektir.

Din hurafeleri yok etmezse, hurafeler dini yok eder.

Beden ruhun mezarıdır. Ruh dünyada asla gayesine ulaşamaz; hakiki marifet ancak ölümden sonra olur.

Yeryüzünün öğretmeni olabilmek için, gökyüzünün öğrencisi olmak lâzım.

Şimdi güneşin altındaki yerimizi alma zamanı.

Tanrısız ve insansız bir dünya cenneti kurmayı hayal edenler, bu hayallerinin enkazı altında kalmaya mahkûmdurlar.

Bize saldıranlar, Hazreti İsa’nın bütün sözlerini çiğnemişlerdir. Irza tecavüz, masumları katletmek hiçbir dine sığmaz. Onlar cani ve sadece canidir. Bunu aklınızdan çıkarmayın. 5 Ekim 2002 seçimlerinden önce SDA kongresinde söylediği söz.

Bizi, yok etmekle tehdit ediyorlar; ama bilsinler ki Müslümanlar yok olmayacaktır.

Sanat için soyunana alkış tutanlar; Allah için giyinene neden zulmeder?

Eğer uygar ilim, insanın mutluluğu meselesini çözemiyorsa, o zaman insanın kökeni hakkındaki dini vizyon hakikat; ilmî olan ise yalandır.

Yugoslavya Hükümetini diyemem ama Yugoslavya’yı çok severim. Fakat itiraf edeyim ki özgürlüğü daha çok severim.

Ey teslimiyet, senin adın İslam’dır.

Hayat kısa sözüne hiç itibar etmedim. Çünkü yeterince uzun yaşadığımı düşünüyorum

Hiç kimse intikam peşinde koşmamalı, sadece adaleti aramalıdır. Çünkü intikam sonu olmayan kötülüklerin de kapısını açar. Geçmişi unutmayın ama onunla da yaşamayın.

Hukuk benim için sadece meslek değil inancım, yaşam tercihim ve hayat felsefem.

İktidara gelirseniz, hal ve hareketlerinize dikkat edin. Kibirli olmayın, kendini beğenmişlik etmeyin. Size ait olmayan şeyleri almayın, güçsüzlere yardım edin ve ahlak kurallarına uyun. Unutmayın ki sonsuz iktidar yoktur. Her iktidar geçicidir ve herkes, er veya geç, önce milletin ve nihayet Allah’ın önünde hesap verecektir.

Din ruhtan, sanat ise karakterden bahseder. Fakat bunlar aynı fikri ifade etmek için sadece iki tarzdır. Din ruha hitap ediyor, sanat ise ona ulaşmağa, onu gözlerimizin önüne “getirmeğe” çalışıyor.

Dindarlık Şehrin büyümesiyle azalır; daha doğrusu, bu azalma insana yadırgatıcı bir tarzda tesir eden şehircilik unsurlarının birikmesiyle beraber meydana gelir. Çünkü şehir ne kadar büyürse üzerindeki gökte o kadar ufalır.

İslâm’ı Avrupalının ıstılahatıyla ifade etmek hemen hemen imkânsızdır.

Kabile ve ulusun dar sınırlarından kurtulmak için kendinizi Müslüman olarak düşünmeye başlayın.

Kaybedenlere karşı duyduğumuz sempati asla aklımızdan kaynaklanmamaktadır. Bu sadece öldükten sonra anlayabileceğimiz, yani bu dünyaya ait olmayan bir duygudur.

Köylülerin etrafında her şey canlı ve orijinal, şehir ve şehirli işçilerin etrafında ise her şey ölü ve mekaniktir.

Dünya üzerindeki Müslümanların vaziyetini düşündüğümde, ilk sorum hep şu olur: Acaba hak ettiğimiz kaderi mi yaşıyoruz, acaba vaziyetimiz ve mağlubiyetlerimiz konusunda daima başkaları mı suçlu? Eğer biz suçluysak -ki ben böyle olduğu kanaatindeyim- yapmamız gereken neyi yapmadık yahut yapmamamız gereken neyi yaptık? Bana göre bunlar, bizim imrenilmeyecek vaziyetimizle ilgili iki kaçınılmaz sorudur.

İlerlemiş yaşıma rağmen, ümit ediyorum ki, halkımın özgürlüğe ve kurtuluşa ulaştığını görecek kadar yaşayacağım. 70 yaşındayım ve önümüzde daha uzunca bir yol var. Kişiler ölür, halklar yaşar. Mücadelemiz bana bağlı değildir. Önemli olan da bu! Sancağı binlerce insan taşır.

Sadece soran cevap alacaktır.

İnsan hiç bir zaman ahlâken “tarafsız” değildir. Dolayısıyla o daima ya hakikaten yahut sahte olarak ahlâklıdır. Veya en çok görülen, her ikisidir.

İnsan şahsiyetini alçaltan, onu eşyayla bir tutan her şey gayri insanidir.

Kur’an edebiyat değil, hayattır; dolayısıyla O’na bir düşünce tarzı değil, bir yaşama tarzı olarak bakılmalıdır.

Ölmeye hazır olan insanlar, ölmeye hazır olmayanlara karşı galip gelirler.

Nefrete nefretle cevap vermeyin. Bosna için nefret çıkmaz sokaktır. Nefret sadece bizim ruhlarımızı zedelemiyor, Bosna’nın özünü de zedeliyor.

Okumak özgürlüktür.

Terbiye ve kanunlar sayesinde dünyayı düzenleme çabası olarak İslam ve Allah’a teslimiyet, çok geniş bir çözüm planıdır.

Uzun hayatım boyunca pek çok iş yaptım. Ancak bugüne kadar ki en zor işim Dayton’daki anlaşma masasına oturmak oldu. Benim derdim muzaffer bir komutan olarak anılmak değil, ülkeme koltuğumun altında makul bir barış anlaşması ile dönmekti. Sırplar sadece benim önerilerime ters düşen önerilerle değil, aynı zamanda tüm adalet ve insanlık duygularına ters düşen önerilerle çıkıyorlardı karşıma. Böyle bir barışı kabul etmek çok zordu. Ancak çok zor olan başka bir şey vardı; eve “savaşa devam ediyoruz” cümlesi ile dönmek. Bu yapılması neredeyse imkânsız bir tercihti ve ben kendimi çarmıha gerilmiş gibi hissediyorum.

PAYLAŞ

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir